1 Mayıs

1 Mayıs’ta Vegan Kortejlere! [Ortak Bildiri]

1 Mayıs’ta işçi sınıfının, emeğin birlik ve mücadele günü için sokağa çıkarken, karşı karşıya olduğumuz tablo son derece korkunç.

Dünyada milyarlarca insan derin yoksulluk koşullarında yaşamaya mahkûm edilirken, her 10 çocuktan biri “çocuk işçi” olarak çalıştırılıyor; buna ev içi emek de dahil değil. Türkiye’de de bu tablo, bu dehşetin bir parçası. Resmi raporlara göre insanların önemli bir bölümü yoksulluk sınırının altında yaşıyor; çalışanların yarısından fazlası asgari ücretle geçinmeye zorlanıyor.

Bu yoğun sömürü toplumda giderek daha hâkim hâle gelirken kadınlar, çocuklar ve göçmenler daha ağır sömürü koşullarına maruz bırakılıyor. Yaşamlarımızın değerinin ve haklarımızın sınıf, toplumsal cinsiyet, ırk, cinsel yönelim, tür ve daha birçok keyfi ölçü üzerinden belirlendiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu adaletsiz sistem, hem kurumlar hem de insanlar tarafından her gün yeniden üretiliyor. Güçlü olanın yaşamı daha değerli sayılıyor. Sözü daha meşru, sınırı daha dokunulmaz oluyor. Güçsüz bırakılanlar ise daha kolay kullanılıyor, harcanıyor, gözden çıkarılıyor.

1 Mayıs buna karşı bir başkaldırı.

Hayvanların maruz bırakıldığı şey bu adaletsizliğin en uç ve en çıplak hâli.

Türcü navegan düzende hayvanlar hisseden ve hak sahibi varlıklar olarak değil, bütün yaşamları ve bütün bedenleriyle kaynak, malzeme ve üretim girdisi olarak görülür ve kullanılır. Birer insan malına, insanlar için var olan birer yiyecek ya da giyecek kaynağına, insan eşyasına, insanlar için üretim yapan birer makineye indirgendikleri bir toplumsal düzende, hayvanlar hiçbir hakka sahip olamazlar. Yaşamları ve bedenleri başkalarına sağlayacakları fayda üzerinden değer görür.

Mezbahaların, mandıraların, av ihalelerinin, katliam yasalarının altında, hayvan yaşamına insana sağladığı fayda üzerinden değer veren bu türcü navegan anlayış vardır.

Bu yüzden türcü düzeni reddetmek, hayvan kullanmayı reddetmekten ayrı düşünülemez.

Hayvan kullanmayı sürdürmek, bu düzenden fayda sağlamak ve onu yeniden üretmektir. Veganlık, adalet anlayışımızın sözde kalmaması demektir. Adaletsiz normlara yalnızca sözle değil, bir başkasını nesneye indirgeyen kullanım ve ihlal ilişkisini reddederek karşı çıkmaktır.

1 Mayıs’tayız çünkü,

İnsanın hem diğer insanlar, hem de diğer hayvanlar üzerindeki tüm baskı, sömürü ve ayrımcılık biçimlerine karşıyız.

Hayvan bedenlerinin ve kendileri için biricik olan yaşamlarının insan çıkarları için kullanılmasını meşrulaştıran mal ve kaynak statülerini ortadan kaldırmak istiyoruz.

Bu yüzden 1 Mayıs’tayız.

Hem adaletsizliğe karşı mücadelenin farklı cepheleriyle omuz omuza durmak için,

Hem birinin yaşamını diğerinin kaynağı haline getiren ve güçsüz olanı gözden çıkarılabilir sayan bu düzene karşı çıkmak için,

Hem de başka mücadelelerde yan yana durduğumuz insanları hayvan kullanımına son vermeye, hayvanlar için yürüttüğümüz vegan mücadelede de birlikte yürümeye çağırmak için.

İnsanlığı derin yoksulluğa mahkûm eden sömürü ve baskıya hayır! Soykırım ve savaş politikalarına hayır!

Tüm ayrımcılık biçimlerini üreten bu düzene hayır!

Türcülüğe son

Hayvan kullanımına son

Adil, özgür, vegan bir dünya!


Yorumlar

Bir Cevap Yazın

Abolisyonist Vegan Hareket sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin