Covid-19’un Bir Sonucu Olarak Çiftlik Hayvanlarının “Ötenazisi” Üzerine Kısa Bir Yorum

image

“Bize ‘ötenazi’ uygulamaktan dolayı kendinizi kötü hissettiğiniz için teşekkürler; en baştan itibaren bizi yemek için öldürmeseniz nasıl olur?”

Birkaç haftadır, haber kaynakları bize tekrar tekrar, çok sayıda çalışan Covid-19’a yakalandığı için et üretim işletmelerinin kapanmasının ve et süt yumurta tedarik zincirinin bozulmasının bir sonucu olarak, milyonlarca çiftlik hayvanına “ötenazi” uygulanacağını söylüyor. Çiftçiler ve endüstrideki yöneticiler, haber programlarında günün konuğu olarak boy gösterip, bu hayvanlara “ötenazi” uygulamak zorunda kalmanın kalplerini nasıl da kırdığından bahsediyorlar. Röportajı yapan haber sunucuları, çoğunlukla, konuklarına virüs sonucu aile üyelerini kaybeden insanlara gösterdiklerine benzer seviyede bir sempatiyle yaklaşıyorlar. Bir sunucunun bir yandan Covid-19 sebebiyle annesini yeni kaybetmiş bir kadınla röportaj yaparken diğer yandan domuzlarına “ötenazi” uygulayarak çiftliğinde “nüfus azaltımına” gitmek zorunda kalmaktan yakınan bir çiftçiyle konuştuğu bir haber sunumuna rastladım. Sunucu bu iki kişiye benzer bir kişisel trajedi yaşıyorlarmış gibi davranıyordu.

Bu hayvanların öldürülmesinin yasını tutmamız, hayvanlar hakkındaki fena halde çarpık düşünce biçimimize ne kadar bağlı olduğumuzu gösteriyor.

Öncelikle, ortada ne döndüğünü tanımlamak için “ötenazi” kelimesinin kullanımına değinelim. Ötenazi, öldürülen varlığın çıkarlarına dayanan bir ölümdür. Eğer bir kişi, “köpeğime ötenazi uygulamaya karar verdim, çünkü kanser sebebiyle çok acı çektiğinden, yemeyi ve bir derece hayat kalitesi belirtisi olabilecek herhangi bir davranış göstermeyi bıraktı” diyorsa, bunu “ötenazi” kelimesinin uygun bir kullanımı olarak görürüm. Ama o kişi, “köpeğime ötenazi uygulamaya karar verdim, çünkü sağlıklı, mutlu ve hayat kalitesi gayet yüksek olmasına rağmen artık bir köpekle yaşamak istemiyorum” diyorsa, bunu “ötenazi” kelimesinin uygunsuz bir kullanımı olarak görürüm. İkinci örnekteki uygun kelime, “öldürmek”tir. İkinci örnekteki ölüm, köpeğin çıkarlarına dayanmamaktadır. Ölüm hiçbir zaman, sağlıklı bir hissedebilir varlığın çıkarlarına dayanmaz—insan olsun olmasın. 

Bu çiftlik hayvanlarının ölüm sebebi ötenazi değildir; kıyımdır; katliamdır.

Covid-19 sürecinde öldürülen hayvanlar kapsamında “ötenazi” kelimesinin kullanılması, elbette, değer verdiğimiz bir insan-harici aile üyesinin yaşamını sonlandırma fikrinin bizde yarattığı duygusal tepkileri uyandırma amaçlıdır. Öldürülen çiftlik hayvanlarını duygusal ve ahlâki olarak umursadığımız fikrini yüceltir. Evcil hayvan sahipliği geleneğini savunmamakla birlikte, açıktır ki, insan harici bir aile üyemize, hasta olduğu ve hayat kalitesi tamamen bittiği için ötenazi uygulamanın bağlamıyla, çalışanlar hasta olup işe gelmedi ya da pandeminin bir sonucu olarak ete talep düştü diye çiftlik hayvanlarını öldürmemizin bağlamı, birbirinden tamamen farklıdır.

image

“Görüyorsunuz, adına “ötenazi” de dense, “kesilme” de dense, ölen yine biz oluyoruz.”

Dahası, “ötenazi”, uygun bağlamda başvurulduğunda, mümkün olduğunca acısız yöntemlerle uygulanır; sıkıntı ve korku yaşatmaz. Virüs sebebiyle öldürülen çiftlik hayvanlarının hatrı sayılır ölçüde acı, korku ve sıkıntı yaşadıklarına emin olabilirsiniz—tıpkı alışılageldik kesim sürecinde yaşadıkları gibi.

İkincisi, zaten öldürülüp yenecek olan çiftlik hayvanları için kim neden yas tutsun? Bu hayvanlara “ötenazi” uygulanmasa güzel bir hayat sürecek değillerdi ki. Öldürüleceklerdi; aslına bakarsanız, virüs işleri bozmuş olmasaydı, bu hayvanların çoğu çoktan kesilmişti. “Ötenazi” uygulanmasının sebebi, çalışanların onları öldürmek için orada olmaması, parçalanmış bedenlerinin kısıtlı süre içinde satmayacağı bir talep seviyesinde olunması ve kimsenin bu hayvanlara para harcamak istememesi çünkü tedarik zincirinde sıranın yenilerine geliyor olması.

Bu hayvanların içkin, kendi varlıklarından kaynaklanan bir değerleri yok. Onlar birer mülk; değerleri dışarıdan atanan, ekonomik değer taşıyan birer eşya. İnsanlar tarafından kullanılmak için var olan, yeri doldurulabilir birer eşyadan ibaretler. Kendilerini, beden parçalarını ve ürünlerini alıp satmak üzerine kurulu bir üretici-tüketici ilişkisiyle, toplumda yerleşik hâle gelmiş bir kullanımın birer parçası olmak için varlar. “Ötenazi” uygulanan bir domuzla, katledilip parçalanarak markette satılan arasındaki tek fark, birinci durumdaki hayvan ölümünden insanların faydalanamaması. Mal olan hayvanın ziyan olması. Bu ancak kendimize üzülmemize sebep olabilir. Sanki kendileri için bir trajedi olduğunu düşünüyormuşuz gibi bu hayvanların ölümlerinin yasını tutmamız anlamsız. Zaten her halükârda öldürüleceklerdi. Onlara “ötenazi” uyguluyoruz, çünkü ekonomik çıkarlarımız öyle gerektiriyor. 

Bu hayvanların ölümlerinin yasını tutmamız ve ayan beyan öldürme olan bir eylemin adını “ötenazi” koymamız, insan harici hayvanları kullanmamız hakkındaki tutarsız düşünme biçimimize bir örnek daha teşkil ediyor. Hayvanların ahlâken değer taşıdığını kabul ettiğimizi iddia ediyoruz. Çoğumuz hayvanlara “gereksiz yere” acı çektirmenin yanlış olduğunu düşünüyor. Ama hayvan yemek sağlığımız için gerekli değil; aksine, hayvansal ürünlerin insan sağlığına zarar verdiğine dair gittikçe büyüyen bir fikir birliği var. Hayvan yiyoruz çünkü ya tadını seviyoruz, ya o an kolay geliyor, ya da uzun zamandır yediğimiz için alışkanlığa dönüşmüş durumda. Bu sebeplerin hiçbiri hayvanları ve hayvansal ürünleri yeme pratiğini gerekli hâle getirmez. Hayvanlara verdiğimiz tüm zarar yersiz. Bunun anlamı da, hayvan meselesini ahlâki bir mesele olarak ciddiye aldığımızı iddia etmemize rağmen, öyle olmaması.

Yani, bu hayvanların ölümleri için yas tutup “ötenazileri” hakkında konuşarak, kendimizi daha iyi hissetmeye çalışıyoruz. Birçok kurgu hikâye gibi, bu da bize kendimizi daha iyi hissettirebilir, ama hayvanları umursuyormuşuz gibi görünme çabasından başka bir şey değildir, çünkü gerçekten umursasaydık, onları zaten yemek (ya da giyim, eğlence) için kullanmıyor olurduk.

Pandemi sebebiyle hepbirlikte yaşadığımız distopik kâbus ve neredeyse tüm pandemiler gibi bunun da insanların insan harici hayvanları sömürmesinden kaynaklanması üzerine etraflıca düşündüğümüzde; hayvansal tarımın yarattığı ekolojik yıkımı da hesaba kattığımızda, belki artık veganlık daha az “sıradışı” görünür. Vegan beslenme ve genel olarak veganlıkla ilgili birçok kolay, ucuz ve besleyici tarifi de içeren daha fazla bilgi için, şurayı ziyaret edebilirsiniz.

Orijinal metin: https://medium.com/@gary.francione/a-brief-comment-on-the-euthanasia-of-farm-animals-as-a-result-of-covid-19-8f954cf01bca 

(Çev. Gülce Özen Gürkan)

(Fotoğraf 1: 

Kenneth Schipper-Vera/Unspalsh)

(Fotoğraf 2:  Annie Spratt/Unspalsh)


Yorumlar

Bir yanıt yazın

Abolisyonist Vegan Hareket sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin