Yavuz Dizdar’ın konuşması, çözümün mü bir parçası yoksa sorunun mu?

Öncelikle Dizdar, ineklerin başına gelenleri anlattığı konuşmasında “Böyle hayvancılık olmaz, hayvancılık böyle yapılmaz”, “Bu şekilde elde edilen süt kortizolla doludur” gibi cümleler kuruyor ve küçük çiftlik hayvancılığının günümüz ekonomi politikaları tarafından bitirilmiş olmasını eleştiriyor (sanki bu anlattıkları küçük çiftliklerde yaşanmıyormuş gibi!). Buradan ne yazık ki, “hayvancılığın” iyi ve ahlaki bir biçiminin mümkün olabileceği mesajı çıkıyor. Elbette küçük aile şirketinden büyük çiftliklere hayvansal ürünler üreten ve pazarlayan her kurum bu mesajdan yararlanmakta, tüm “mutlu” sömürü pazarı tam da bu mesajın üzerine inşa olmakta.

Dr. Yavuz Dizdar’ın CNN Türk’te katıldığı bir programda yaptığı konuşma sosyal medyada sıklıkla paylaşıldı. Bu tarz programlara çıkıp veganlığın insan sağlığı için zararlı olduğu gibi bir safsatayı yayan Karatay’dan sonra inekler için ağladığını anlatan bir doktorun ilgi görmesi anlaşılır bir durum. Ne var ki Dizdar’ın toplamda verdiği mesaj hayvanların lehine bir mesaj değil. Neden?

Ardından programın sunucusu Dizdar’a veganlığı deneyip denemediğini soruyor. Dizdar bu soruya gülerek cevap veriyor. Başkalarının hayvanlara yaptıklarını konuşurken ağırlaşmış ortam konu kişisel sorumluluklara gelince birdenbire kahkahaların atıldığı bir ortama dönüşüyor ve Dizdar “Evet, 1 günlüğüne denedim ama sonra peynire geri döndüm” diyor. Az önce korkunç bir durum olarak anlatılan uygulamaların sonucu, vazgeçilemeyen bir zevk olarak dile getiriliyor.

Ne yazık ki Dizdar’ın internet sitesine girdiğimizde, buna benzer görüşleri tavuklarla ilgili de dile getirdiğini görüyoruz. Dizdar, birkaç yıl önce Greenpeace’in yürüttüğü, “mutlu” tavuk üretimi kampanyası olan “Yutmayız” kampanyasında bir sözcü olarak konuşuyor ve “Gerçek tavuk ancak 2 saatte pişer” gibi sözler söylüyor. Buna ek olarak internet sitesinden “Gerçek tavukçuluk” yapmak, “itibarlı” tavuk(!) üretmek isteyenleri destekliyor ve bunu büyük bir mücadele olarak gördüğünü anlatıyor.

Tüm bunlar çözümün değil, sorunun bir parçası. Hayvanlara karşı yükümlülüğümüz onların haline üzülüp sonra onları sömürmeye devam etmek değil, hayvanlara karşı yükümlülüğümüz hayvanları kullanmanın bir yolunu eleştirip bir diğer yolununu desteklemek ve teşvik etmek değil.

Hayvanlara karşı yükümlülüğümüz onları yiyecek, giyecek, eğlence ve diğer sebeplerle kullanmayı bırakmak. Hayvanların damak zevkimiz için, alışkanlıklarımız için ödedikleri bedellerin farkındayken, bir yemek yerine diğerini seçmeyi, bir kazak yerine diğerini giymeyi “zor” diye adlandırmak bizi bu yükümlülükten azade kılmıyor.

Dr.Yavuz Dizdar dahil olmak üzere herkese mesajımız bu olmalı: Hayvanları önemsiyorsanız “mutlu” sömürü uygulamalarına destek vermek yerine, hayvanları kullanmayı bir an önce bırakmalısınız.

Vegan olmak kolaydır, sağlıklıdır, keyiflidir, hesaplıdır, çevre için iyidir ama en önemlisi hayvanlara karşı asgari ahlaki yükümlülüğümüzdür.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

Abolisyonist Vegan Hareket sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin