Çoğu zaman, bir insan diğer insanlar tarafından kötü muamele gördüğünde, kurbana “hayvan gibi” davranıldığı iddia edilir.
Bu ifadeyle kast edilen, kendisine ahlâken bir değeri olduğu bilinciyle davranılmıyor olmasıdır. Bu kişiye, bir amacın aracından ibaretmiş gibi davranılıyordur. Çıkarları yok sayılıyordur. Eşya muamelesi görüyordur.
Sorun şu; çoğumuzun insan harici hayvanlara eşya gibi davranmakla bir sıkıntısı yok zaten. Çoğumuz, hayvanlara eşya gibi davranan düzenin doğrudan ya da dolaylı parçalarıyız—hayvanları yiyecek olarak ya da diğer amaçlar için kullanıyoruz; hiçbir ihtiyaç olmamasına ve hayvansal tarımın hem çevreye hem de sağlığımıza zararlı olmasına rağmen. Üstelik, birçok pandemi, insanların insan harici hayvanları sömürmesinin bir sonucu.

1942’de Almanların Rus ordusuna dağıttığı bir el ilânı. Yahudiler sıklıkla sıçan olarak tasvir edilirdi.
Yani insanlara hayvan gibi davranılmasına itiraz ediyoruz, ama hayvanlara hayvan gibi davranılmasına itirazımız yok. Böyle yaparak, son derece bariz bir sorunu görmezden geliyoruz: Hayvanlara eşya gibi muamele edişimiz, insanlara da eşya gibi muamele edebilmemiz için bir şablon görevi görüyor. Tek yapmamız gereken, muamelede hayvanların yerine insanları koyup aynı muameleyi aynı şekilde meşrulaştırmak.
Ayrımcılık ve adaletsizlik tarihine bakarsanız, neredeyse her bir vakada, insanları insan harici hayvanlara indirgeme, böylece birine eşya muamelesi yapmak için kullanılan bahaneleri diğeri için de kullanma peşinde bir kültürel çaba görürsünüz. Irk temelli köleliği ve ırkçılığı meşrulaştırma çabası, beyaz olmayan insanları insandan aşağı bir noktada tasvir etmeye dayanır. Tıpkı Yahudi karşıtlığını meşrulaştırma çabası gibi. Tıpkı kadın düşmanlığını ve kadına karşı şiddeti meşrulaştırma çabası gibi.
Haksızlık edip zarar vermek istediklerimizi, insan tanımından çıkarırız. Bunun sebebi basit ve nettir. Bir grup insana karşı yürütülen bir kampanyayı desteklemek istiyorsanız, yolu bellidir: İnsandan aşağı bir statü atarsınız. Böylece, her şey mümkün hâle gelir. Ahlâken taşıdıkları değeri görmezden gelebiliriz çünkü o değer artık yoktur—hayvan gibidirler.

Kadınları, öldürüp yediğimiz hayvanlarla aynı şekilde düşünmemiz gerektiği fikrinin promosyonu.
Hayvanların eşya olduğu fikrini reddetmek, insan ve insan harici hayvanların eşit olduğunu düşündüğümüz anlamına mı gelir? Hem evet, hem hayır. Hayır, çünkü insanlar ve insan harici hayvanlar arasında, insanlara tanınanlara benzer hakların hayvanlara da tanınmasını mantıksız kılacak farklar elbette var. Örneğin, oy verme hakkının hayvanlara da tanınmasından bahsetmek saçma olur (sonuçta ortaya daha iyi bir siyasi lider sınıfı çıkacak olsa bile). Ama şu açıdan da evet; tüm hissedebilir varlıklar—kendisinin farkında olan ve yaşamına değer veren varlıklar—ortak bir hakka sahiptir: Eşya muamelesi görmeme hakkı. Bu biricik hakkı insan harici hayvanlara tanımış olsaydık, insanlara karşı adaletsizlik ve ayrımcılığın temel kuramsal dayanaklarının da kökünü kazımış olurduk.
Memlekete giren ya da girmeye çalışan—çoğunu durduruyoruz—insanlar var, ama bu insanları ülkenin dışına çıkarıyoruz. Bu insanların ne kadar kötü olduğuna inanamazsınız. İnsan değil bunlar. Hayvan bunlar.
– Devlet Başkanı Donald Trump (18 Mayıs 2018)
Trump sonradan o ifadede çete üyelerini kast ettiğini iddia etti ama her halükârda birçok göçmenin insandan aşağı bir noktada olduğunu beyan etmiş oluyor; özellikle de Meksika’nın ABD’ye suçluları ve tecavüzcüleri yolladığına dair sözleri hesaba katıldığında.
Birilerinin insandan aşağı olarak nitelendirilip metalaştırılması, bu kişileri ahlâken değer taşıyanlar evreninin dışında konumlandırıyor. Bir insan suçluysa, hesap verebilir, cezalandırılabilir, ruh hâli düzeltilebilir, eğitilebilir ve anlaşılabilir. Ama bir kez insandan aşağı olarak damgalanırsak, artık kendi tavır ve davranışlarımızdan sorumlu değilizdir. Bu da toplumda ahlâkın çökmesine yol açar.
Hayvanların ahlâken değer taşımayan birer eşya olduğu fikrini reddettiğimiz bir dünyada insana karşı şiddet tamamen bitecektir demiyorum. Şunu söylüyorum; şiddeti meşrulaştırmamıza yol açan kuramsal temel ortadan kalkacaktır. Çünkü, şiddeti meşru görebileceğimiz fikrinin kendisini ortaya çıkaran düşünme biçimi değişecektir.

Irkçı literatür — 1950 yılından
Hayvanların eşya statüsünü reddedersek insanlara haksızlık etmiş olacağımızı iddia edenler var. Bu görüş, hayvanlara eşya gibi davranmanın insanlara eşya gibi davranmayı ne kadar kolaylaştırdığını göz ardı ediyor; dayanağı insan merkezcilikten başka bir şey değil.
Dolayısıyla, bir dahaki sefere birileri “hayvan gibi” davranılan insanları içeren bir duruma itiraz ettiğinde, kendinize, hayvanlara eşya muamelesi yapmasaydık böyle bir olayın ortaya çıkma ihtimâli düşük olur muydu diye sorun. Cevabı net olsa gerek.
Gary Francione’un son kitabı Why Veganism Matters: The Moral Value of Animals Aralık’ta Colombia University Press bünyesinde yayınlanacak.
Çev. Gülce Özen Gürkan
Kaynak: https://medium.com/@gary.francione/treating-humans-and-nonhumans-like-animals-531ae607c5

Bir Cevap Yazın