Son zamanlarda “kafessiz yumurta” konusunda sıklıkla konuşulduğunu ve bu konuda kampanyalar yapıldığını gözlemliyoruz. Bu flood’da kafessiz yumurta meselesiyle ilgili gerçeklere bir göz atalım.
Öncelikle “kafessiz yumurta” ile kastedilenin ne olduğuna bir bakalım. Aşağıdaki “kafessiz yumurta” savunucularının eleştirdiği uygulama:

Şu ise “kafessiz yumurta” üretim tesisi:

Görüldüğü gibi kafessiz denilen uygulama geniş ve kalabalık bir kafesten ibaret.
Tavuklar “kafessiz” yumurta üretiminde hâlâ tutsaklar, yumurta üretmeleri için alıkonuluyorlar, civcivler erkek ve dişi olarak ayrılıp erkek olanlar doğar doğmaz katlediliyor ve en önemlisi (ve hepsinin asıl sebebi) tavuklar hala birilerinin malı ve kaynağı olmaktan ibaretler
Geçtiğimiz yıllarda PETA, MFA gibi çeşitli hayvan örgütleri büyük fastfood firmalarının ve süper marketlerin konvansiyonel yumurtaların yerine “kafessiz” yumurtalara geçmeleri için büyük kampanyalar düzenledi, bunun için çok miktarda para ve emek harcadılar.
Nihayetinde aralarında Walmart ve McDonald’s’ın da bulunduğu büyük firmalar önümüzdeki 25 yıl içinde kafessiz yumurtaya geçeceklerini duyurduğunda bu hayvan örgütleri zafer ilan ettiler. Bu konuda şu yazıyı yayınlamıştık:
McDonald’s’ın Kafessiz Yumurtaları, Peter McSinger ve McHayvan Hareketi
Yukarıdaki
fotoğrafa yeniden bakın; bir zafer görüyor musunuz? Hayvanlar hâlâ tutsak, hâlâ yumurta kaynağı olarak görülüyor ve hâlâ nihayetinde hepsi öldürülüyor. Hâlâ birer hak sahibi değil, mal ve kaynak konumundalar. Harcanan onca emek ve ilan edilen zafer(!), bu tablo için.
Şirketler kafessiz yumurtaya geçmeyi kabul ediyor çünkü bu onlar için kârlı bir yatırım. Örneğin ünlü ekonomi dergisi Bloomberg şöyle yazıyor: “Kafessiz yumurta parekendiciler için bir altın kaz sayılabilir.” “Kafessiz” etiketi, daha pahalı fiyata daha çok yumurta satışı demek.

Şirketler, 20-25 yıl sonra kafessiz yumurtaya geçeceklerini ilan ederek kendilerini hayvanlara karşı sorumlu bir firma olarak lanse ediyor, hayvan refahı derneklerinin desteğini alabiliyor ve kendisini iyi hisseden müşterilerden daha yüksek fiyatlar isteyebiliyorlar.
Kısacası, şirketlerin hem satışları hem kârları artıyor, dernekler zafer ilan ediyor, hayvansal ürünler tüketen müşteriler iyi hissediyor… “kafessiz” yumurtanın tek kaybedeni hayvanlar oluyor.
Bunu gündeme getirmemizin sebebi, Türkiye’de de benzer kampanyaların ve söylemlerin dolaşımda olması. Daha önce Greenpeace tarafından kafessiz yumurta kampanyaları yapılmış ancak başarısız olunmuştu.
Şimdilerde ise ÇHKP isimli bir oluşum Starbucks, Migros gibi kurumlara “kafessiz” yumurtaya geçmelerini söylerken, kimi kurumları da “kafessiz” yumurtaya geçtikleri için tebrik ediyor.
Bu oluşum ve çevresi, yumurta üretiminde gerçekleşen bir dizi eziyeti sıralayıp, “kafessiz” yumurta uygulamaları sanki bunlara çareymiş gibi bir kamuoyu yaratmaya çalışıyor.

İddialarına göre “kafessiz” yumurtayı savunmak gerçekçi ve hayvanların acılarına hemen çare sunan bir yaklaşım. Oysa bu yaklaşımın gerçekçi bir tarafı olmadığı gibi yumurtacılık sektörünün PR arayışları haricinde hiçbir şeye çare sunduğu da yok.
Önerilen reformlar gerçekleşse bile onyıllar sonra gerçekleşecek ve hayvanlar için hâlâ acı ve kölelik devam ediyor olacak. Hatta acının ve köleliğin artacağını söylemek mümkün, çünkü “kafessiz” etiketi satışları arttırıyor.
Daha da kötüsü, hayvanları gerçekten önemseyen onbinlerce insan yanlış yönlendirilmiş olacak, vegan olup sömürüye karşı çıkmak yerine iyi bir şey yaptığını zannederken hayvanların acı çekmesine ve köleliğine destek verir konumda olacak.
Hayvanları gerçekten önemsiyorsak, yapmamız gereken “kafessiz yumurta” ve benzeri sözde “daha iyi” hayvan sömürüsü yöntemleri aramak ve bunları yaygınlaştırmaya çalışmak değil. Yapmamız gereken hayvanları kullanmayı bırakmak.
Eğer hayvanları önemsiyorsak, aktivizmimiz hayvanları sömürmenin yeni yollarını yaygınlaştırmaya değil, hayvanlara karşı asıl sorumluluğumuz olan veganlığı yaygınlaştırmaya odaklanmalı.
Eğer hayvanları önemsiyorsanız, hayatınızdan hayvan kullanımını çıkarmak için en uygun zaman hemen şimdi. İçinizi rahatlatmakla kalmamalı, gerçekten hayvanlar için üzerinize düşeni yapmalısınız. Gerçekçi, işe yarar ve kalıcı olan değişiklik ancak böyle mümkün.
Unutmayalım: İyi hayvan sömürüsü yoktur, çünkü sömürü kötüdür. İyi hayvan kullanımı yoktur, çünkü hayvanların mal ve kaynak olarak görülmesi yanlıştır. Yanlışı yapmanın doğru yolu yoktur. Hayvan refahı, hayvan sömürüsünün gülümseyen yüzüdür.
Ek okumalar:
Hayvan Refahındaki 4 Problem: Kısa ve Öz
Hayvan Refahı Düzenlemeleri, “Mutlu İstismar” ve Türcülük
“Endüstriyel Hayvancılığa” Odaklanmak
Problem: Hayvan Savunucularının Hayvan Sömürüsünü Destekliyor Olmaları

Bir Cevap Yazın