
Brezilya’dan Türkiye’ye öldürülmek üzere taşınacak hayvanlar bir süredir gündemde.
Birçok kişi bu duruma tepki gösterdiğini ifade ediyor; ancak bu tepki konuyla ilgili çeşitli grupların düzenlediği eylemlerle birlikte tamamıyla hayvanların içinde bulunduğu kötü koşullara odaklanmış durumda.
Seçilen sloganlar bile bunu açıkça yansıtıyor:
“Et değil, can taşıyor”
“Ölüm bile daha az acı verir.”
Bir gemide esir tutulan ve sonunda ölümün olduğu sefalet içinde bir yolculuğa çıkarılan hayvanların durumu hepimizi derinden etkiliyor. Tıpkı insan zevkleri için tüm hakları elinden alınan diğer hayvanların durumundan etkilendiğimiz gibi. Büyük bir ihtimalle bu kampanyaya destek veren pek çok kişi de bu hislerle hareket ediyordur.
Peki “hayvanların gemilerle canlı canlı taşınmasını” protesto eden bir kampanya nasıl bir sonuç alacak?
Topluma, hayvanları önemseyen insanlara ne anlatır?
Onları nasıl bir davranışa yönlendirir?
İstediğimiz hayvanların Brezilya’da öldürülmesi ve gemilerin “can değil et” taşıması mı? (Değilse, “Et değil, can taşıyor” ne demek?)
İstediğimiz, insanların Brezilya’dan gemilerle taşınıp ardından öldürülen hayvanları “ucuz et” olarak yiyenleri kınaması, ancak Ayşe Arman destekli “insani” mezbahalarda öldürülen yerel hayvanları yediği için kendini ahlaki olarak üstün hissedebilmesi mi?
İstediğimiz gemilerdeki koşulların “düzeltilmesi” mi? İneklerin “daha iyi koşullarda” taşınması mı? Önce öldürülüp sonra taşınması mı? (Değilse, “Ölüm bile daha az acı verir.” ne demek?)
İstediğimiz hayvanların “ithal edilmemesi”, ancak yerli hayvan üretim tesisleri kurulması mı?
Bu kampanya ancak bunlardan birine varabilir.
TVD’nin sitesinde yer alan kampanya metni “Karar vericileri, yetkilileri, denetimcileri, vicdanları harekete geçirmek üzere, lütfen itirazını ilgili birimlere siz de dile getirin.” cümlesi ile bitiyor. Yetkililerden yukarıdakileden hangisini talep edeceğiz?
Hayvanlara mal ve kaynak muamelesi yapılmaya devam edilirken, yukarıdakilerden hangisi “vicdanları” tatmin edecek?
“Vicdanlar” hangisi ile tatmin olursa olsun, hayvanların durumu değişmeyecek. Hayvanlar mal olarak görülmeye, kullanılmaya devam edecekler. Dahası, insanlar, bir yandan hayvanları kullanmaya devam ederken, bir yandan da “gerekeni yaptıklarını” düşünerek rahatlamış olacaklar.
Hayvanlara mal muamelesi yapmak yanlışsa, o zaman hayvanlara mal muamelesi yapmaktan vazgeçmeliyiz. Eğer bunu biliyorsak, hayvan kullanımının sadece “daha kötü koşullarda” diye düşündüğümüz belli bir biçimini kınamak suretiyle diğer biçimlerine meşruluk kazandırmamalıyız.
Hayvanlar birer mal gibi gemilerle taşınıyor. Çünkü hayvanlar mal statüsünde. Çünkü toplumun %99’u hayvanları yiyor, giyiyor ve başka şekillerde kullanıyor. Çünkü toplum hayvanlara mal muamelesi yapıyor.
Meselenin temelindeki bu problemi çözmedikçe, sorun çözülmeyecek. Sorun hayvanların koşulları değil, sorun hayvan kullanımının kendisi. Gemi yolculuğunun yerine “yerli” hayvanları, kötü koşulların yerine “insani” koşulları koymak sorunu çözmeyecek.
Hayvanları önemseyen herkesi, eğer hâlâ değillerse, bugün vegan olmaya ve veganlığı savunmaya çağırıyoruz. Eğer amacımız “vicdanımızı rahatlatmak” değil, kalıcı bir değişiklik yaratmaksa, üzerimize düşen bundan daha azı değil.
Seslenmeniz gerekenler, “karar vericiler ve yetkililer” değil. Seslenmeniz gereken önce kendinizsiniz, ve siz değiştikten sonra çevrenizi de değiştirebilirsiniz. Bir gemiyi protesto ederek sadece kendi ruh halimizi, vegan olup veganlık savunarak ise, dünyayı değiştirebiliriz. Dünyayı değiştirelim. Hemen bugün. İlk öğünümüzden başlayarak.

Bir Cevap Yazın