
Birkaç gündür dört bacağı birden kesilen ve ardından ne yazık ki hayatını kaybeden yavru köpekle ilgili haberleri üzüntü ile takip ediyoruz.
Bu korkunç bir olay ve pek çok kişi de böyle düşündüğü için hem sosyal medyada hem de gündelik hayatta bu olaya olan tepkisini dile getiriyor. Bu vesileyle birçok kişi böyle olayların ardından faillere verilen basit cezaları konu ederek hayvanların mal olmadığını dile getiriyor.
Hayvanların mal olmadığı ve hayvanlara keyif için acı ve zarar vermenin kabul edilemez olduğu bizim de bu sayfadan yıllardır ısrarla anlattığımız bir şey.
Ne var ki, sadece köpekler ya da sadece kediler değil, diğer hayvanlar da mal değil. İnekler, tavuklar, balıklar ve diğer hayvanlar da mal değil. Onlara zarar vermek de, onlara acı çektirmek de yanlış.
Pek çok kişi, yavru köpeğin ayaklarının kesilmesinin zevk için yapılan bir eylem olduğunu, hayvanların gördüğü rutin şiddetin ise beslenme, giyinme ve diğer amaçlar için gerekli olduğunu düşünüyor. Oysa bu doğru değil. Hayvanların gıda ve giyim için kulanılmaları ve öldürülmeleri katlanmamız gereken bir zorunlu kötülük değil. Hayvansal gıdalar olmadan da sağlıklı bir şekilde beslenebiliyor, hayvansal kumaşlar olmadan da giyinebiliyoruz.
Buna rağmen hayvanları kullanmaya, onlara zarar vermeye devam etmemizin sebebi alışkanlıklarımızdan ve damak zevkimizden başka bir şey değil. Çocukluğumuzdan beri çevremizde hayvansal ürünleri görmeye alışkın olmamız, bunun çok yaygın olması ahlaki itkilerimizi zayıflatıyor ve belki yavru köpeğe verdiğimiz tepkiyi vermiyoruz. Ancak bu durum, her yıl sadece gıda amacıyla, hiçbir zorunluluğumuz olmadığı halde, yüz milyarlarca hayvanı öldürmemizin ahlaken yanlış olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Dahası biz hayvanları kullandıkça, hayvanların bedenlerine yiyecek, giyecek, eşya muamelesi yaptıkça tüm hayvanların mal olduğu, hiçbir hayvanın ahlaken öneminin olmadığı görüşünü davranışlarımızla destekler ve yaygınlaştırır konumda oluyoruz. Bir yandan bunu yaparken, bir yandan hayvan ölülerini ve hayvan kullanımını talep ederken, bir yandan “Hayvanlara şiddet suçtur” dememiz, hashtag kampanyaları yapmamız, imza toplamamız anlamsızlaşıyor. Davranışlarımız, sözlerimizi yalanlamış oluyor.
Bir olaya tepki verirken, bu olayla ilgili yoğun hislerle doluyken birilerinin bu olayla bağlantılı başka olaylardan bahsetmesi ve sizin de bu olaylara üstelik fail olarak dahil olduğunuzu söylemesi muhtemelen oldukça can sıkıcı.
Ancak bu söylediklerimizi yok saymadan önce bir durun. Size yeni bir fikir sunmuyoruz, zaten benimsiyor olduğunuz görüşün “hayvana şiddet yanlıştır” görüşünün mantıksal sonuçlarını anlatıyoruz.
Hayvanlara şiddet uygulamadan yaşamak mümkünse, hayvanlara şiddet uygulayarak yaşamayı seçmezsiniz, değil mi?
Hepimiz hayvanları önemsiyoruz. Neredeyse hiçbirimiz vegan aileler tarafından, vegan olarak yetiştirilmedik. Hayatımızın bir noktasında ahlaki değerlerimizin veganlığı gerektirdiğinin farkına vardık ve bu farkındalığın doğrultusunda davranışlarımızı değerlerimize uygun olarak değiştirdik. Bunu siz de yapabilirsiniz.
Bunu siz de yapmalısınız. Bunu yapmanız ilk anda göründüğünden çok daha kolay, siz de göreceksiniz.
Gelin bir elimizle kınadığımız eylemi, diğer elimizle talep ediyor olmayalım.
Nasıl mı? www.VeganOluyorum.com adresindeki rehberimizi ziyaret ederek başlayabilirsiniz.

Bir yanıt yazın