Hayvan Hareketinde Türcülük

Geçtiğimiz günlerde, döllenmiş yumurtaların cinsiyetlerini önceden belirleyip erkek civciv gelişmeden önce kuluçkadan almak suretiyle yumurta olarak satmaya yönelik bir teknolojinin Almanya’da kullanılmaya başlandığına yönelik bir habere rastladık:
http://www.bianet.org/bianet/hayvan-haklari/163608-almanya-erkek-civcivleri-oldurmeyecek-yiyecek
Hazırlanan haberde geçen yorumlar tüyler ürpertici.
Derin Ekoloji Derneği başkanı yumurta tüketicilerine yumurta yememelerini değil, yedikleri yumurtaların yeni yöntemle üretilmesi için baskı yapmalarını öneriyor, Yeryüzüne Özgürlük Derneği üyesi meseleden hayvanları istismar edenleri değil hayvanların toprak yerine üretim bantlarına doğmalarını sağlayan teknolojiyi sorumlu tutuyor, Feminist Hayvanlar üyesi ise hayvan istismarını cinsiyetlileştiriyor ve hayvanların kendilerinin sömürüldüğünden bahsetmek yerine onları üreme organlarına göre ayırarak ‘kadınlıklarının’ sömürüldüğünü iddia ediyor. Üç bakış açısını da son derece sorunlu buluyoruz.
Herhangi bir dernek ya da kişi, yumurta tüketen insanları üreticilerden yumurta üretim şartlarının iyileştirilmesini talep etmeye yönlendirdiği anda yumurta tüketimini etik olarak meşru gördüğünü, üretimin iyileştirilmesinin yeterli olacağını savunduğunu beyan etmiş olur. Hayvanların en temel hakları olan kimsenin malı ve kaynağı olarak kullanılmama hakkını tanımaz, tanımayı salık vermez, bunun yerine hayvan köleliğinin insanların içini rahatlatacak yollarını bulmak üzere bir takım düzenlemelerden geçmesini yeterli görür. 200 yıllık hayvan refahı düşüncesini devam ettirir; her geçen gün daha fazla hayvan, bedenlerinin dirisi ve ölüsü insan hizmetine verilmek üzere üretilirken, insanların bu köleliği gönül rahatlığıyla hayatlarına almalarının sebebi de bu hayvan refahı düşüncesidir. Hayvanların kullanılmalarının kendisini değil nasıl kullanıldıklarını önemseyen bu düşünce türcü bir düşüncedir; bir kişi ya da kurum bu düşüncenin peşinden giderek türcülükle mücadele ettiğini iddia ederse gülünç olmanın da ötesinde insanları hayvan kullanımının devamına yönlendirerek hayvanlara karşı korkunç bir sorumsuzluk sergiler.
Herhangi bir dernek ya da kişi hayvan istismarını hayvanların üretim bantlarına doğmalarına bağlayıp toprağa doğan hayvanların istismarında sakınca görmüyorsa, bu da yine hayvan refahı görüşü kapsamında ele alınmalıdır. Hayvan kullanımının sorumlusu, hayatında hayvan kullanımı barındıran kişinin kendisiyken, sorumluluğu bu kişiden alıp bilim ve teknolojiye atmak, insanların talepleri doğrultusunda ilerleyen bilim ve teknolojiye duyulan kişisel ya da kurumsal bir antipati uğruna hayvan haklarını kurban etmektir. Tüm hayvan kullanımlarında değil hayvanların bilimsel ve teknolojik olarak kullanımında sorun görmek, yine hayvanların ‘nasıl kullanılacağı’ gibi türcü ve etik dışı bir perspektif içinde kalmaktır.
Herhangi bir dernek ya da kişi haklarını gözeteceği hayvanları üreme organlarına göre seçiyorsa, burada yine bir türcülük söz konusudur. Sadece yumurta ve süt üreten hayvanlar değil tüm hayvanlar mal ve kaynak olarak görülmekte ve kullanılmaktadır ve bu korkunç statü tüm hayvanlar için kalkmadığı sürece üreme organı nasıl olursa olsun hiçbir hayvan bu statüden kurtulamaz. Hayvanların bazılarını diğerlerinden daha önemli gösteren türcü bir savunu biçimi, bazı hayvanların diğerlerinden daha önemsiz olduğu fikrini de önermesinin bir diğer çıkarımı olarak taşır ve daha önemsiz görülen hayvanların mal ve kaynak statüsünü ister istemez pekiştirir. Bunun bir örneği, hayvanları bilişsel yetilerine ayırarak bir takım yetilere sahip hayvanlara diğerlerinden daha fazla önem atfeden türcü projelerdir. Bu projeler bilişsel yetileri daha az gelişkin hayvanları etik alandan dışlayarak mal ve kaynak statülerini pekiştirmiş, bunun sonucu olarak da önem atfetmiş oldukları da dahil hiçbir hayvan bu statüden kurtulamamıştır. Hayvanları üreme organlarına ayırmak da aynı etkiyi yaratması sebebiyle aynı vahim sonuca çıkacaktır.
Hayvanları gerçekten umursuyor olmanın tek anlamlı sonucu vardır; vegan olarak hayvan istismarını hayatımızdan tamamen çıkarmak. Vegan olmak hepimizin hayvanlara karşı temel yükümlülüğü olduğu halde toplumun çok büyük bir kesimi vegan değilse, bize düşen veganlığı yaygınlaştırarak hayvanların tarafımızdan ‘hiçbir biçimde’ istismar edilemeyeceği fikrini norm haline getirmektir. Yumurta yiyenleri farklı yollarla üretilen yumurtalara yönlendirmek değil. Toprağa doğan hayvanların istismarını desteklemek değil. ‘Bazı’ hayvanların istismarının sona ermesini talep etmek değil. Vegan değilseniz bir an önce vegan olmalısınız. Vegansanız, yani türcülüğü hayatınızdan çıkarma kararınızı tutarlı bir biçimde beyan ettiyseniz, bu kararınızı uygulamaya sokmak adına gereken bilgileri edinmeli, edindiğiniz bilgiler doğrultusunda hayvan haklarını doğru argümanlarla anlatmalı, bir takım kişi ve kurumların hayvan istismarına yönelik düzenleme taleplerine prim vermeden hayvan kullanımının bir an önce bitmesi adına veganlığı, yani hayvan kullanımı içermeyen tek yaşam biçimini yaygınlaştırmak adına elinizden geleni yapmalısınız.
Hayvan refahı görüşü ve bu görüşü savunan derneklerin geldiği ya da kaçınılmaz olarak geleceği nokta hakkında şu yazıyı inceleyebilirsiniz:
http://abolisyonistveganhareket.org/post/92532930701/hayvan-refah-duzenlemeleri-mutlu-somuru-ve

Bir Cevap Yazın