
Fotoğrafta yer alan kısa metin, bir süre önce ismine ‘vegan’ kelimesini de eklemiş olan Türkiye Vejetaryenler Derneği’nin çıkartmakta olduğu, Vegan&Vejetaryen Hayvan Özgürlüğü Dergisi altbaşlıklı Veg&Nature dergisindeki “Hayvan Hakları Hareketine Tavsiyeler” başlıklı yazıdan alınma. Alıntıda veganlığı tavizsiz olarak savunmak bir “dayatma” olarak adlandırılıyor ve veganlık yerine “küçük adımları” savunmamızın daha iyi olacağı, böylece insanlara daha kolay ulaşabileceğimiz öğütleniyor. Yazının bu mesajı kendi içinde bile tutarlı değil, zira bir sayfa öncesinde insanlara net bir şekilde açıklamadığımız müddetçe mesajımızı aktaramayacağımız anlatılıyor!
Bu kısa yazıdan öğrenebileceğimiz daha pek çok şey var; örneğin bazı veganların “vejetaryenleri problemin bir parçası olarak görmelerinin hatalı olduğunu” öğreniyoruz. Yani bu “hayvan özgürlüğü” dergisine göre sayısız ineğin sütü için sürekli hamile bırakılmasını, erkek buzağıların doğduklarından kısa süre sonra öldürülmelerini, tavukların bedenlerinin bir yumurta üretme makinesine dönüştürülmesini talep etmek ve böylece hayvanların mal ve kaynak statülerini onaylamak sorunun bir parçası değil, hatta bunu yapmaya devam edebilir ve aynı zamanda bunun son bulması için mücadele eden bir hareketin parçası olabilirsiniz(!)
Ardından psikologların insanlara -vegan olmalarını değil- et tüketmemelerini söylemek yerine “daha az et tüketmekle başlayabileceklerini” söylememiz gerektiğini önerdiklerini okuyoruz. Refahçı ve Yeni Refahçı hayvan örgütlerinin ortak söylemlerinden biri olan bu öneride hem insanlar hem de insan harici etik kişiler adına etik olarak çok ciddi bir hata mevcut.
Eğer insanların vegan olmalarını istiyorsanız ama bunu net bir şekilde belirtmiyorsanız, insanlar onları kandırmaya çalıştığınızın ve etik bir sorumluluğu yerine getiremeyecekleri önkabulüne dayanarak onları aşağılamakta olduğunuzun farkına varacaktır. Dahası, “daha az et tüketmenin” çözüme doğru atılan bir adım olduğu düşüncesi devasa bir yanılgıdır. Sorun, tüketilen hayvansal ürün miktarı değil, hayvanların eşya statüsüdür. Daha az hayvansal ürün tüketen bir kişi, hayvanların eşya statüsünü değiştirmek için bir şey yapmaz, vegan olmak yerine hayvansal ürün tüketimini azaltarak ya da “mutlu” sömürü ürünlerine yönelerek değiştirebileceği tek şey kendi vicdani rahatsızlığıdır. Bunun yanında, hayvansal etle diğer hayvansal ürünler arasında etik olarak bir fark olduğu yanılgısını destekleyen bu söylem, sütü, yumurtası, balı, yünü, derisi gibi diğer beden parçaları ya da çıktıları için kullanılan hayvanları göz ardı etmesiyle türcüdür de. Türcülük hayvan mülkiyeti ve köleliğini zihinlerde meşru kılan temel ayrımcılık biçimidir; bu ayrımcılığı içeren hiçbir söylem, hayvanların mal ve kaynak statüsünün ortadan kalkmasına hizmet etmez. Bu statü ortadan kalkmadığı sürece ise, insan ya da insan harici hiçbir kişi için adalet söz konusu olamaz.
Tavsiyeler için Veg&Nature dergisine teşekkür ederiz ancak Hayvan Hakları Hareketi’nin Hayvan Refahı Hareketi’nin tavsiyelerine hiç ihtiyacı yok; onlardan tek istediğimiz artık hayvanlara ‘yardım etme’ kisvesi altında hayvanların köle statülerini pekiştirmeyi sona erdirmeleri. 200 yıldır ‘son derece başarılı’ taktikleriyle zaferden zafere koşan(!) hayvan refahı ve 35 yıllık yeni refahçılıktan öğrendiğimiz en önemli şey bu tavsiyelerin daha geniş bir aidat ödeyen üye kitlesi kazandırdığı. Ancak hayvanların gittikçe büyüyen ve tutarsız mesajları etrafa dağıtan devasa refahçı derneklere değil, bireysel sorumluluğunu üstlenerek vegan olan, ardından kendini kuramsal olarak bilgilendirerek ve doğru argümanları öğrenerek çevresine veganlığı yayan kişilerden oluşan bir taban hareketine ihtiyacı var.
Hayvan haklarının temeli veganlıktır. Tüm hissedebilir canlıların en temel hakkı mal ve kaynak muamelesi görmeme temel hakkıdır ve bu hakkı tanımanın asgari getirisi vegan olma sorumluluğudur. Vegan değilseniz, yani hayvan kullanıyorsanız, bunun anlamı hayvanların hiçbir hakkını tanımadığınızdır, zira eşyaların hakları olmaz ve vegan olmamak hayvanların birer eşya olduğunu beyan etmektir.
Eğer vejetaryenseniz ve bütün büyük hayvan örgütleri size bunun hayvanlar için doğru ve yeterli bir adım olduğunu söylediyse, bilin ki bugüne kadar sürekli yalan söylediler. Vejetaryenlik hayvan kullanımıdır; sömürünün bir biçimidir. Vejetaryenlik, hayvanlar için olumlu yönde bir değişiklik yaratmaz. Hayvansal et ile diğer hayvansal ürünler arasında etik anlamda hiçbir fark yoktur. Tüm hayvan kullanımları hayvan köleliği anlamına gelir ve gıda amacıyla et haricinde kullanılan hayvanların ömürleri et için kullanılan hayvanlarla aynı kesimhanede sonlanır.
Eğer hayvanlara zarar vermenin ve onları öldürmenin yanlış olduğunu düşünüyorsanız ve henüz vegan değilseniz, lütfen vegan olun.
Ve eğer vegansanız ve hayvan refahı/yeni refah örgütlerini destekliyorsanız, veganlığı savunmanın bir dayatma olduğu ya da sistematik hayvan sömürüsünün bir parçası olmanın hayvan mücadelesinin müttefiki olmayı engellemediği gibi refahçı fikirleri savunan dernekleri ve oluşumları desteklemenin etik boyutu üzerine bir kez daha düşünün.
Not: Psikoloji ile ilgili bir yazı yazdığında eğlenceli bir görsel olarak psikolojide hayvan deneylerinde kullanılan bir fare fotoğrafı kullanan bir derneğin hayvan haklarını ne kadar umursuyor olduğu konusunu da ayrıca düşünmek isteyebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın