Şöyle bir soru aldım: “Geçtiğimiz günlerde bir makaleye rastladım, ma.kalenin yazarı hayvan haklarına ancak ve ancak kapitalizmi yıkarak ulaşabileceğimizi öne sürüyordu. Bu görüş hakkında ne düşünüyorsunuz?” (Aslında buna benzer soruları sıklıkla alıyorum.)
Cevap: Her ne kadar bu konu bir Facebook yazışmasında tam olarak açıklanamayacak kadar karmaşık bir olsa da şöyle söyleyeyim; şu an varolan hâkim ekonomik sistemin (“serbest” pazarın mevcudiyeti anlamında) kapitalizm değil, oligarşiye hizmet edecek biçimde düzenlenmiş bir ekonomi olması bir kenara, kapitalizmin bir ekonomik sistem olarak her türlü ciddi etik ve pratik sorunu taşımakta olduğunu ve pek çok sebepten demokratik sosyalizmin çok daha iyi olacağını düşünüyorum.
Bununla birlikte, kapitalist olmayan sistemlerde hayvanların birer meta muamelesi görmesinin sona ereceği iddiası ya da kapitalizmle hayvan sömürüsü arasında bağ kurma düşüncesi mantıklı değil. Hayvanlar, komünitaryen olanlar da dahil olmak üzere dünyanın gördüğü ve bildiği bütün ekonomik sistemlerde metalaştırılmıştır. Küba’ya bakın; kesinlikle bir hayvan hakları ve veganlık cenneti değil! Ve Marx da teorik olarak hayvanları sömürmekte bir sorun olmadığını düşünüyordu. Hayvanlar tarihsel olarak kabile toplumlarında ve kapitalizme hiç benzemeyen durumlarda da birer eşya olarak görülüyordu. Eleştirel teorisyenler ve geleneksel hayvan sömürüsünün savunucuları tarafından romantize edilen yerli halklar da aynı şekilde hayvanları sömürüyordu. Daha sonrasında havanlara “şükranlarını sunuyor” olmaları hayvanlar açısından bir değer taşımıyor. Hayvanların tüketilmeye devam edildiği anarşist kolektifler de mevcut.
Sonuç olarak: eğer hayvanların konumları bir eşyaya denkse, hangi ekonomik sistemde (kapitalist, sosyalist, anarşist vb.) olduğunuzun bir önemi yoktur. Hayvanların ahlaki konumları ekonomik sistemleri önceler; aslında, hayvanların birer eşya oldukları inancı, ahlaki değerlerin tamamıyla ve hatta öncelikle ekonomik sistemler tarafından belirleniyor olduğu görüşünün yanlışlığının en etkileyici göstergelerindendir.
Genellikle Marksizm ve ekonomi hakkında çok az bilgiye sahip kişiler böyle iddialar ortaya atar. Bunun istisnaları vardır, örneğin arkadaşım Profesör David Nibert gibi. İkimiz bu konuyu derinlemesine tartışıyoruz. Demokratik sosyalist bir toplumda medya kurumsal hayvan sömürüsü tarafından kontrol edilmekte olmayacağı için veganlık konusunda toplumu bilgilendirmenin çok daha kolay olacağı konusunda onunla aynı fikirdeyim. Ancak ekonomik sistem ne olursa olsun insanlar hayvanları birer eşya olarak gördükleri müddetçe hayvan sömürüsü devam edecek.
Soruyu soran kişinin bana gönderdiği makalenin yazarının vegan bile olmadığını ayrıca eklemeliyim. Bu epey yaygın. Üniversitede eleştirel teori dersi alan ve vegan olmak istemeyen kişiler bize kapitalizmi ortadan kaldırana kadar vegan olmanın bir anlamı olmadığını söylüyor. Açıkçası bu görüşün entellektüel düzeyi, Tanrı hayvanları yememizi istediği için vegan olamayacağımız görüşüyle eşdeğerdedir.
Özetle: Kapitalist sistemin elinden gelen, mümkün olan her şeyi metalaştırdığı çok açık. Ancak hayvanların bir eşyayla aynı değeri taşıdığı ve insanlar tarafından kaynak olarak kullanılabileceği görüşü kapiltalizme özgü değildir.
Bir Facebook yazısında yapabileceğimin en iyisi bu.
GLF

Bir yanıt yazın