Din ve Hayvanlar Üzerine Facebook’ta Bir Konuşma

Bu yazının konusu Facebook’taki Abolitionist Approach sayfasındaki bir başlıkta gerçekleştirdiğim bir tartışma. Bir kişi şöyle bir soru sordu:

İncil bizi, tanrının hayvanları insanlar tarafından kullanılması için sunduğu konusunda bilgilendirmiyor mu ve hem Kuran hem de Yahudi metinleri hangi hayvanların kesilebilecekleri ve nasıl kesilecekleri konusunda açıklamalar yapmıyor mu? Eski çağlarda hayvanlara uygulanan pervasızca şiddeti düşününce, bana Hrıstiyan İncil’i bir şekilde hayvan refahını savunuyor gibi geliyor, ama kesinlikle abolisyonist yaklaşıma sahip değil, ama böyle bir yaklaşım nasıl olur da türcülüğü desteklemez?

Şöyle cevapladım:

Birkaç yanıtım var:

İlk olarak, eğer dinlerin kutsal kitaplarının Tanrı’nın birebir sözleri olduğuna inanmıyorsanız, dini metinleri tarihsel bağlamları içinde değerlendirilecek tinsel kanallar olarak değerlendirmelisiniz. Bir dinin merkezi öğretisi olarak önemsenen değerler değişmekte olan tarihsel bağlamlara dayalı olarak gelişebilir ve genellikle de gelişir. 

Her halükarda, bir kişi, hem tanrıya inanıp, hatta Hristiyan olup, hem de İncil’in tarihsel süreçte geliştirilmiş, bir çoğu tanrı inancıyla ilgisi olmayan ve aslında gerek kiliseler gerekse şirketler ve devletler olmak üzere tüm kurumların bir parçası olan iktidar ve kontrole dair çeşitli meselelere değinen bir belgeden başka birşey olmadığını düşünebilir.

İkinci olarak; , Eski Ahit’in ilk bölümü olan Yaratılış’ı (Genesis) okuyun. Özgün yaratılış hikayesinde, hayvanlar da dahil herkes vegandır. İnsanların diğer hayvanları yemediği ve hayvanların da birbirini yemediği çok açıktır. Ancak insanlarla Tanrı arasındaki anlaşmanın bozulmasının ardından hayvanların yenmesi başlamıştır. Okuduğum kadarıyla veganlıktan insanlar için ideal durum olarak sözedilir (huzurun olduğu bir durum vardır, ölüm yoktur, aslanla kuzu yan yana yatarlar ve aslan sadece çayırları yemektedir vs.)

Üçüncü olarak türcülük, ister dini bir öğreti biçiminde olsun ister seküler bir öğreti, türcülüğü teşvik eder. Türcülük pazarında dinin köşe taşı olduğu fikri açıkça yanlıştır. Dinler türcülüğü desteklemiş midir? Evet. Seküler kurumlar, örneğin Aydınlanmanın hümanist paradigması türcülüğü desteklemiş midir? Evet. Ana akım bilim türcü müdür? Tabii ki. Bu kurumların hiç biri içkin olarak türcü (ya da ırkçı, cinsiyetçi, homofobik) değildir. Ancak tüm bu kurumlar türcü (ve cinsiyetçi, ırkçı, homofobik) insanlar tarafından yönetilmiş ve şekillendirilmiştir.

Dördüncüsü; insanların Papa’yı beğenmedikleri ya da Katolik Kilisesinin pedofili vakalarına karışıp üstünü örtmesi ya da herhangi bir dinden fundemantalistlerin korkunç ve nefret dolu insanlar olması gibi sebeplerle “ateist” olduklarını söylemelerini sorunlu buluyorum. Bütün bunların Tanrı’nın var olup olmaması ya da evrenin tinsel bir boyutunun varlığıyla hiç ilgisi yok.

Çoğu hayvan savunucusu kendisini “ateist” olarak tanımlıyor ancak bu aynı insanların bir çoğu bazı tinsel inançları benimsiyor, hatta bazılarının tanrı inancı bile var. “Ateist” olmaktan kasıtları geleneksel kurumsal dinleri reddediyor olmaları.

Beşincisi, Yeni Ateizm* özellikle gençler arasında çok yaygın. Bu düşünce aralarında Richard Dawkins, Sam Harris ve sonralarda Chris Hitchens’ın da olduğu politik olarak tutucu insanlar tarafından yaygınlaştırılıyor. Noam Chomsky bu kişilerin “bağnaz” olduklarını söylüyor. Neden? Çünkü dünyadaki problemlerin gerçekte işleyen ekonomik ve jeopolitik sebeplerden değil dinden kaynaklandığını öne sürüyorlar. Başka bir deyişle, örneğin Orta Doğu’daki sorunların petrol ve batı emperyalizminden değil İslam’dan kaynaklandığına inanmanızı istiyorlar. Bu Yeni Ateistler, Yeni Dünya Düzeni** için “bilimsel” temeller arayışı içindeler. Eğer kendinizi politik anlamda ilerici bir kişi olarak görüyorsanız bu tutucu düşünürlerin yanında yer almak konusunda iki kere düşünmeniz gerekir.

Lütfen dikkat: Dawkins, Harris ve Hitchens politik anlamda tutucu olduğu için ateist olmanın yanlış olduğunu söylemiyorum. Sadece eleştirel, rasyonel ve ilerici düşünceyle ilgilenen insanların Yeni Ateizm trenine atlamadan önce dikkat etmesi gerektiğini söylüyorum.

Altı, tekrar ediyorum, hayvan hakları üzerine geçtiğimiz 30 yıl içerisinde geliştirdiğim görüşler Peter Singer ve Tom Regan’dan oldukça farklı bir yerde duruyor ve tamamıyla mantık ve rasyonellik üzerine kuruludur. Nokta. Başka bir iddiası olan her kimse ya görüşlerimi bilmiyordur ya da kasten yanlış yansıtmaktadır. Çalışmalarım gün gibi ortada: Mantık ve rasyonellik kesinlikle esastır.

Ancak mantık ve rasyonellik resmin tamamı değildir.

İnsanların abolisyonist görüşteki mantık ve rasyonelliği kendi hayatlarında anlamlı bir değişikliğe dönüştürmeleri, yani vegan olmaları ve diğer insanların da hayatlarını değiştirmeleri için onları etkilemek üzere savunuculuk yapmaları için bu kişilerin hayvanların etik bir değere sahip olduklarını hesaba katmaları gerekir. Yani hayvanlarla ilgili ahlâki bir itkiye sahip olmaları gerekmektedir. Hayvanları, en azından bazılarını etik topluluğumuzun üyeleri olarak “görmeleri” gerekir. Bunun için hayvanları “beğenmek” ya da “sevmek” zorunda değiliz. Bu, hayvanlar söz konusu olduğunda doğru olanı yapmak konusunda bir motivasyona sahip olma meselesi. Eğer insanlar en azından bazı hayvanlarla ilgili ahlaki itkiye ve etik kaygıya sahipse (ki iyi haber, çoğu insan bunlara sahiptir), geliştirmiş olduğum mantıksal yaklaşımın onların tüm hissedebilir canlıların etik topluluğumuzun bir üyesi olduklarını ve bu yüzden de hayvan sömürüsünü düzenlemekle yetinemeyeceğimizi, ortadan kaldırmamız gerektiğini görmelerini sağlayabileceğine inanıyorum.

Eğer insanlar hayvanların etik topluluğumuzun üyeleri olduğunu reddediyorsa, o halde mantık ve rasyonellik bizi pek ileri taşımaz. Bunu şöyle açıklayayım: eğer Michael Vick’in korkunç köpek dövüşlerinin kötü bir şey oldupunu düşünüyorsanız, mantıklı, rasyonel argümanlarla vegan olmayan herhangi bir kişinin Michael Vick’le benzer bir durumda olduğunu görmenizi sağlayabilirim. Ama eğer Vick’in köpek dövüştürmesinin dahice ve harika bir şey olduğunu düşünüyorsanız, sizinle pek bir ilerleme kaydedemem.  

Burada mantıklı ve rasyonel argümanlarla birlikte işleyen ahlâki itki herhangi bir kaynaktan geliyor olabilir, tanrı inancına dayalı kaynaklardan (örneğin bir Hrıstiyanın, kişinin herkesi kapsayan bir sevgiye sahip olması gerektiğine inanması gibi), tinsel kaynaklardan (örneğin bir Budist’in tüm canlıları birbirine bağlayan bir bağa inanması gibi) ya da tamamen ateistik olan ve tinsel olmayan (örneğin “bir hissedebilir canlıya zorunluluk hali dışında acı çektirmenin yanlış olduğu” şeklinde ifade edilen görüşün nesnel bir doğru ifade olduğuna dair bir etik sezgi) kaynaklardan gelebilir. Önemli olan etik kaygının ve ahlaki itkinin kaynağı değildir. Önemli olan bunlara sahip olmanızdır.

Bir abolisyonistin aynı zamanda bir ateist olması gerektiği görüşü, bir ateistin abolisyonist olamayacağı görüşü kadar mantıksız bir görüştür. Abolisyonistler ateist, Hrısityan, Müslüman, Budist, Yahudi, seküler ahlâki gerçekçi ya da başka herhangi bir şey olabilir. (Tarihsel olarak baktığımızda, örneğin insan köleliğine karşı çıkan abolisyonistler çoğunlukla dindar insanlardı.)

Hangi biçimde ortaya çıkarsa ya da kendisini hangi öğretinin üstüne kurarsa kursun türcülüğe karşı eleştirel olmalıyız. Ancak bu, dini ya da tinsel inançlara saldırmak ya da onlarla alay etmek anlamına gelmemeli. Son zamanlarda yanlış yönlendirilmiş ve tutucu Yeni Ateist bir hayvan örgütü İsa, Buddha ve Krişna’yı Charles Manson ve Jim Jones ile karşılaştıran incitici bir görsel yayınladı. Kimse, bunun tamamıyla yanlış olması bir yana, hayvanlar için herhangi bir fayda sağlayacağını düşünüyor mu? Böyle düşünmek mantık dışı olurdu.

*****

Eğer vegan değilseniz, vegan olun. Vegan olmak kolaydır, fiziksel olarak faydalıdır ve en önemlisi etik olarak yapılacak doğru şeydir. Eğer zaten vegansanız, diğerlerini neden hayvanlara yönelik sahip oldukları kaygının onların da vegan olmasını gerektirdiği konusunda bilgilendirin.

Ve eğer imkanınız varsa, lütfen evsiz bir hayvana yuva sağlayın veya bakımını üstlenin. Barınaklar her türden hayvanla dolup taşıyor: köpekler, kediler, kuşlar, kemirgenler, balıklar. Herkes için birileri var. Eğer araziniz varsa büyük hayvanlara yuva sağlayabilir ya da çok sayıda küçük hayvanın bakımını üstlenebilirsiniz.

Dünya vegandır! Eğer isterseniz.

Gary L. Francione

Profesör, Rutgers Üniversitesi

*Yeni Ateizm: Dawkins, Harris ve Hitchens öncülüğünde başlayan, 11 Eylül sonrası popülerlik kazanan, bilimsel verilere dayanmayan inanç ve değerlerin reddi temelinde etik görecelilik görüşlerine sahip seküler akım. (ç.n.)

**Yeni Dünya Düzeni: Soğuk Savaş’ın son dönemini ve sonrasını ifade eden tarihsel dönem. Özellikle George H. W. Bush döneminde Körfez Savaşı’yla ilişkili olarak gündeme taşınan terim, ABD’nin Orta Doğu’daki işgalleriyle bağlantılı olarak kullanılagelmiştir. (ç.n.)

Kaynak: http://www.abolitionistapproach.com/a-facebook-exchange-religion-animals/

Çeviri: Berk Efe Altınal


Yorumlar

Bir Cevap Yazın

Abolisyonist Vegan Hareket sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin