
‘İnsanlarla veganlık hakkında konuşmak çok zor, bu yüzden önce vejetaryenlikle başlamalısın.’
Her vegan bu anlayışın tekrar tekrar ifade edildiğini duymuştur, gerçekten de hayvan etiğini ciddiye alan bizler arasında bu görüş yaygın bir inanış haline gelmiş durumda.
Bense bu yaygın inanışın aslında yanlış olduğunu ve herkesi, özellikle de omnivorları veganlık hakkında bilgilendirmemiz gerektiğini ve vejetaryenliğin omnivor olmaya göre etik olarak tercih edilebilir bir pozisyon olduğu düşüncesini asla teşvik etmememiz gerektiğini savunuyorum.
Hayvan eti ve diğer hayvansal ürünler arasında etik açıdan önemi olan herhangi bir farklılık yoktur. Süt üretiminde kullanılan hayvanlar et için kullanılan hayvanlardan daha uzun yaşarlar, yaşadıkları her anı en az et için kullanılan hayvanlar kadar kötü geçirirler ve yaşamları aynı mezbahada son bulur. Dahası, süt endüstrisi ile hayvanların et için kullanımı iç içe geçmiştir, süt endüstrisi olmadan dana eti endüstrisi olamaz ve tüm süt inekleri sonunda kesilir ve tüketilir.
Daha önce de defalarca söyledim, bir biftek yemekle süt içmek arasında karar vermeye zorlanıyor olsaydım ve kararı hangisinin daha az acıya sebep olduğu temelinde veriyor olsaydım, bifteği seçerdim. Veganlık yerine vejetaryenliği teşvik etmek, benekli ineklerin etini yememeyi ama beneksiz ineklerin etini yemeyi savunmaya benzer ve neredeyse bu kadar saçmadır.
Böyle yapay ayrımları savunduğumuzda, et tüketmeyi bırakmış bir kişinin vegan olması da zorlaşır çünkü bunun için bir sebep göremeyecektir. Pek çok hayvan savunucusunun veganlıktansa öncelikle vejetaryenliği savunmamız gerektiğini duyduğum sıklıkta, pek çok veganın da vegan olmadan önce yıllar boyunca vejetaryen kaldıklarını çünkü bu şekilde de ‘merhametli’ olduklarını ve ‘etik davrandıklarını’ düşündüklerini ve ahlaki yükümlülüklerini hayvan eti yemeyip hayvansal süt ve süt ürünleri tüketerek yerine getirdiklerini düşündüklerini duydum.
Hayvan etinin diğer hayvansal ürünlerden etik olarak farklı olduğunu asla öne sürmemeliyiz. Hayvan eti tüketmek ne kadar yanlışsa, diğer hayvansal ürünleri tüketmek de en az o kadar yanlıştır.
Veganlık Konusunu Nasıl Açarız?
Hayvan savunucuları bana sıklıkla soruyorlar: omnivorların ilgisini daha en baştan kaybetmeden veganlık konusunu nasıl gündeme getirebiliriz?
Bu düşündüğünüzden çok daha kolaydır. Genel olarak, bir kişi onu negatif yönde yargılamadığınızı hissettiğinde ve karşınızdaki kişinin düşünme sürecine dahil olduğunuzda bir tartışma yürütmek çok daha kolaydır.
Bu yüzden veganlığı her zaman yargılayıcı olmayan bir şekilde tartışmayı tercih etmeliyiz. Unutmayın ki pek çok insan için hayvan eti yemek, hayvansal gıda tüketmek, deri, yün, ipek gibi hayvansal ürünler kullanmak nefes almak ve su içmek kadar normaldir. Hayvansal gıdalar tüketen ya da hayvansal ürünler kullanan bir kişinin genellikle pek sevilmeyen bir ABD başkanının ifadesi ile ‘kötücül eylemler peşinde’ olması gerkmez.
Bir kişinin veganlığı ‘anlaması’nın en etkili yolu, veganlığın zaten inanmakta olduğu değerlerle örtüştüğünü görmesi olacaktır. Bunu çok çeşitli şekillerde yapabilirsiniz. İşte bir chat programında gerçekleştirdiğim bir konuşmadan üzerinde çok fazla oynama yapmadığım bir alıntı:
‘Gerekli olmadığı halde hayvanlara acı çektirmek ve onları öldürmenin yanlış olduğu görüşüne katılıyor musunuz?’
‘Evet, elbette’
‘Gereklilik dediğimizde bunun sınırları hakkında ilginç bir tartışma yapmamız mümkün ama şu konuda da hem fikir miyiz; hayvanlara keyif, eğlence veya kolaylık olsun diye acı çektirmek ve onları öldürmek yanlıştır?’
‘Basit bir soru. Elbette. Örneğin amerikan futbolu oyuncusu Micheal Vick’in köpek dövüşlerine katıldığını öğrendiğimde buna karşı çıkmıştım. Bence bunu yapmak barbarlıktır.’
‘Neden?’
‘Çok açık. Sadece eğlencemiz için hayvanlara acı çektirmek ve onları öldürmek yanlıştır.’
‘Et ve peynir yiyor musunuz ya da süt içiyor musunuz?’
‘Evet, çok fazla kırmızı et yemiyorum çünkü sağlığa zararlıymış ama sıklıkla domuz eti, tavuk eti ve balık yiyorum. Peyniri ve dondurmayı da çok severim.’
‘Peki bu yaptığınızla Micheal Vick’in yaptığı arasında ne fark var?’
‘Ne ? Anlamadım.’
‘Pekala, Micheal Vick sonuçlarından hoşlandığı için hayvanlara acı çektirdi ve onları öldürdü. Et yiyenlerimiz ve süt ürünleri tüketenlerimiz de sonuçlarından hoşlandığı için hayvanlara acı çektiriyor ve onları öldürüyor. Tek farkı bu kirli işi yapması için birilerine para veriyor olmamız.’
‘Ama bu kesinlikle çok farklı.’
‘Farklı olan nedir? Hayvansal ürünler tüketmeye ihtiyacınız yok. Aksine pek çok anaakım sağlık uzmanı hayvansal ürünlerin insan vücuduna zarar verdiğini söylüyor. Ve hayvansal tarımın bir ekolojik kabus olduğu çok açık. Her yıl balıklar hariç 56 milyardan fazla hayvana acı çektiriyor olmamızın ve onları öldürüyor olmamızın tek gerekçesi tatlarının güzel olması’
‘Bu konuyu hiç böyle düşünmemiştim’
Bu konuşmadan daha sonra süt üretiminde ineklere nasıl davranıldığıyla ilgili bir konuşma daha gerçekleştirdik. Üç gün sonra bu kişi bana yazdı ve vegan olmaya karar verdiğini söyledi.
Kademeli Adımlar
Veganlığın arkasında yatan etik teori ile hemfikir olan ancak bir anda vegan olamayacağını öne süren kişilere ne söylememiz gerektiğiyle ilgili sık sık sorular alıyorum.
İlk olarak, vegan olmanın kolaylığına vurgu yapıyorum. Bazı hayvan savunucularının öne sürdüğü veganlığın zor olduğu fikrini bilinçli olarak reddediyorum. Veganlık kolaydır. Ben 27 yıldır veganım. Vegan olduğum 1982 yılında bile vegan olmak zor değildi. Şimdi 2009 yılındayız ve artık çok daha kolay. Ve eğer hazır gıdalardan kaçınıp sağlıklı beslenmek isterseniz çok daha kolay.
İkinci olarak, insanları kafessiz yumurta, organik süt ya da ‘mutlu et’ gibi ürünler tüketmek konusunda asla teşvik etmem. İlk olarak, tüm bunlar hayvanlar için işkencedir. ‘Free-range’ koşullarında, ‘organik’ olarak tanıtımı yapılan yerlerde hayvanlar için normal fabrika çiftliklerine göre belki çok küçük oranlarda daha az dehşet verici uygulamalar söz konusu olabilir. Ama bu ürünler hakkında oldukları şey neyse onu söylerim: bir kandırmaca, insanların insan harici hayvanları tüketmeye devam ederken içlerinin rahatlığını sağlayacak bir kandırmaca.
Üçüncü olarak, tek seferde vegan olamayacağını öne sürmekte ısrar eden kişileri ‘Vegan-1-2-3’ planını uygulamak konusunda cesaretlendiririm. Bu da veganlığı üç aşamada uygulamaya sokmak anlamına gelir. Kişi kısa bir süre için (örneğin bir ya da birkaç hafta) yalnızca kahvaltılarını vegan yapar. Bunun ne kadar kolay olduğunu, ne kadar lezzetli ve tatmin edici olduğunu görecektir. Daha sonra öğle yemeklerini, bir süre sonra da akşam yemeklerini vegan olarak yapmaya başlar. Sonunda vegan olmuştur.
Her ne kadar Vegan 1-2-3 planının ‘mutlu’ et ve süt ürünlerini yemeye göre tercih edilebilir olduğunu düşünsem de, hayvansal ürünler tüketmenin herhangi bir biçimde etik olarak doğru olduğunu düşünmüyorum. Eğer hayvanların çıkarlarını ciddiye alıyorsanız, veganlığın anlamlı olan tek konum olduğu konusunda net olmak istiyorum. Bu yüzden diğer kişiler eğer bir anda vegan olamayacaklarını söylüyorlarsa, onlara veganlıktan daha az olarak yapacakları herhangi bir şeyin etik yükümlülükler açısından veganlığı ikame edemeyeceğini söylemeliyiz.
Sonuç
Donald Watson 1944 yılında Vegan Society’i kurdu ve yaşamını yitirdiği 2005 yılına kadar sağlıklı ve aktif olarak sürdürdüğü hayatı boyunca hayvansal ürünler (süt, yumurta, peynir vs.) tüketmenin en az hayvanları etleri için kesmek kadar kötü olduğunu savundu: ‘’Süt üretiminin kuşkusuz zalimliği göz önüne alındığında lakto-vejetaryenlik et yemekle gerçekten insani ve medeni olan bir beslenme arasında en fazla bir yarıyol konağıdır ve bize göre bu yüzden, dünyadaki hayatımız boyunca yolculuğun sonuna evrilmeyi tamamlamamız gerekmektedir’’. Watson aynı zamanda deri, yün ve ipek giymekten kaçınır, kendi bahçesinde çalışırken solucanlara zarar vermemek için tırmık yerine çatal kullanırdı.
Donald Watson’ın yaşama duyduğu ve bize aktardığı bu büyük saygıyı biz de aynı şekilde başkalarına aktaralım.
Kaynak: http://www.abolitionistapproach.com/media/pdf/the-vegan-2010spring.pdf
Çeviri: Berk Efe Altınal
Görsel: Willowite

Bir Cevap Yazın