image

“Daha azını söylemek hayvanlar için pek iyi görünmüyor, hele de abolisyonist vegan eğitime daha fazla kaynak aktarılmasına veganlar dahi karşı çıkıyorken.”

~ Gerçekler ve Açıklamalar 7

Yeni refahçılarla olan tartışmalarda abolisyonizm* hakkında tekrar tekrar aynı eski mitlerle karşılaşıyorum. Bu yazının amacı bu mitlerden on tanesini gerçekler ve açıklamalarla düzeltmektir.

Mit 1:

Abolisyonistler insan olmayan hayvanların acılarına karşı kayıtsızdır.

Mit 1’le Bağlantılı Olarak:

Abolistyonisler daha fazla insan vegan olmaya yönelsin diye diğer hayvanların mümkün olduğunca acı çekmelerini isterler.

Gerçekler ve Açıklamalar 1:

Abolisyonistler hayvanların acı çekmemesini en az yeni refahçılar kadar ve görünen o ki daha fazla isterler. Daha az acının daha fazla acıdan daha iyi olduğu konusunda hemfikiriz. Ancak akılcı ve tecrübeyle sabit bir bakış açısından reddediyor olduğumuz, hayvanlar yasal mülk ve ekonomik meta olarak görülmeye devam etse de hayvanların acılarının refahçı reformlar ve kampanyalarla anlamlı bir düşüşe geçebileceğidir. Tecrübeyle sabit olan bu iddiayı destekleyen sayısız kanıt için Animals, Property, and the Law(Hayvanlar, Mülk ve Yasa) okunabilir. Sayısız kanıta ek olarak, tıpkı bugünün insan olmayanlarında olduğu gibi, refah reformlarının 19. yüzyıl Amerikasının insan kölelerini de yapılan işkence ve katliamdan korumak bir yana bunları azaltmayı bile başaramadığı tartışma götürmez bir gerçektir. Bunu inkâr etmek, köleliğin tamamen kaldırılmasına kadar Amerika’daki insan köleliğinde işkence ve cinayetin ne kadar yaygın olduğunu inkâr etmektir.

Abolisyonistler mümkün olduğunca fazla kaynağın veganlık eğitimine aktarılması gerektiğine ve bunun 1) vegan nüfusunun artmasına ve sonuç olarak kölelik karşıtı bir politik temele; ve 2) genel olarak hayvanların hissedebilir canlılar olduğunu kanıksama ve önemsemede artışa hizmet edeceğine inanırlar.

Mit 1’in bağlantısının tersine, abolisyonistler hayvanların (insan ve insan harici) sadece acı çekerek değil acısız sömürü ve acısız ölümle de zarar gördüğüne inanırlar. Bir başka deyişle, abolisyonistler insanların vegan olmaya yönlendirilmesi gerektiğine, çünkü gereksiz sömürü ve öldürmenin yanlış olduğuna, ve kullanımımızın %99.999’unun gereksiz olduğuna inanırlar. Bu argüman insanın mülk olarak köleleştirilmesine karşı savunulanın aynısıdır; ve sadece türcülük, ırkçılığın çeşitli kültürlerdeki insan köleleştirmelerinde yaptığı gibi, bizi kurumsallaşmış sömürü ve katliam zulmüne ahlâken kör bırakır.

Mit 2:

En çok etik vegan en iyi hayvan refahı yasalarına sahip ülkelerde olduğuna göre, hayvan refahı yasaları (ve reformları ve kampanyaları) insanların etik vegan olmalarına sebep olur.

Gerçekler ve Açıklamalar 2:

Mit 2’ye göre lokomotif vagonu değil, vagon lokomotifi çekmektedir. Vegan eğitim 1) yeni veganlara, ve 2) genel olarak hayvanların hissedebilir canlılar olduğunu kanıksama ve önemsemede artışa sebep olur. Kanıksama ve önemseme bu kadar arttığında dolaylı olarak daha çok refah kampanyasına, daha çok refah düzenlemesine ve endüstri tarafından daha çok refahçı pazarlama taktiğine sebep olur.

Mit 3:

Abolisyonistler “bir teoriyle ayartılmıştır.”

Gerçekler ve Açıklamalar 3:

Tüm sosyal adalet savunucuları eylemlerinde bir teoriyi rehber edinirler; bu durum teorinin etkililiğinden ve savuucuların bir teori takip ediyor olduklarının farkında olup olmamalarından bağımsızdır. Refahçıların yeni refahçı teoriyi takip edip savunmaya bu durumu farkedemeyecek kadar kendilerinden geçmiş bir şekilde dalmışken abolisyonistler ve teorileri hakkında atıp tutmaları ve bir teoriyle “ayartılanın” biz olduğumuzu söylemeleri oldukça ironiktir.

Bu durumda, gelin dürüst olalım: Hepimizin bir teorisi var ve bir savunucunun bir teori tarafından “ayartılmış” olduğunu iddia etmek, iddia edenin karşıt bir teori tarafından “ayartıldığını” kanıtlaması gibi birşey. İlgili soru şu: Bağdaşmayan iki teoriden hangisi doğru, etkili ve daha önemli; neden? Hangi sebeplerle bir teoriyi kabul edip diğerine karşı çıkıyoruz? Bir teoriye karşı diğerini desteklemek için elimizde hangi kanıtlar var?

Bu blogdaki* ve diğer abolisyonist bloglardaki birçok yazının (örneğin, 1, 2, 3, 4, 5, 6) kanıtladığı üzere, 1) yeni refahçılığın 30 yılı aşkın bir süredir (ve geleneksel refahçılığın 200 yılı aşkın bir süredir) felaket bir hata olduğunu, ve 2) çekilen acılarda anlamlı bir azalmaya ve sonucunda hayvansal tarımın bitmesine dair herhangi bir şans varsa bunun yaratıcı ve şiddetsiz vegan eğitim içeren abolisyonist yaklaşımı kucaklayan ve sürekli büyüyen bir taban hareketinden geçtiğine dair iddalara inanmak için çok daha fazla sebebimiz ve kanıtımız var. Yeni refahçıların –ki acıyı azaltmanın sonunda hayvansal tarımı bitireceğini iddia ederler– mümkün olduğu kadar fazla kaynağı yaratıcı ve şiddetsiz vegan eğitime yönlendirmeye neden inatla karşı çıktıkları ise insanı hayrete düşürmektedir.

Mit 4:

Abolisyonist vegan eğitim “ya hep ya hiç”tir.

Gerçekler ve Açıklamalar 4:

Kurumsal refahçı hareket liderleri dışında kimsenin abolisyonist vegan eğitimi “ya hep ya hiç” olarak algıladığını görmedim. Gerçekten de, harekete dahil olmayan halkla iletişim deneyimlerim, (sadistler ve psikopatlar gibi nadir istisnalar haricinde) abolisyonist vegan eğitimin meseleye dair daha çok ilgi uyandırdığı yönünde olmuştur. Bu ilgi –abolisyonist vegan eğitimle birlikte– yeni bir vegana ya da kişiye bağlı olarak sadece diğer hayvanları daha çok önemsemeye vesile olur, fakat hemen hiçbir zaman “hiç”le sonuçlanmaz. Bunu insanlarla iletişime dair yıllar boyu edindiğim deneyime dayandırıyorum ve abolisyonist vegan eğitimin “ya vegan ya da hiç”e çıktığı iddiası bana oldukça gülünç geliyor.

Mit 5:

Abolisyonistler refah reformlarını eleştirerek gelecekteki refah reformlarını engelliyor. (Ya da yeni refahçılar için daha beteri, abolisyonistler endüstri-refahçı ortaklığının para kazanma potansiyeline karşı tehdit teşkil ediyor.)

Gerçekler ve Açıklamalar 5:

Vegan olmayanlar oldukça, diğer hayvanların işkence ve ölümle sonuçlanan durumlarına dair refahçı endişeler olacaktır. Ve refahçı endişeler oldukça, refah kampanyaları ve reform girişimleri olacaktır. Refahçılık, modern ve kurumsallaşmış insan ve insan harici hayvan sömürüsünün simbiyotik bir görüngüsüdür. Bu sebeple, refahçılık kurumsallaşmış sömürüye ihtiyaç duyar ve ondan beslenir; kurumsallaşmış sömürü de refahçılığa ihtiyaç duyar ve ondan beslenir.

Mit 6:

Abolisyonistler 1) tembeldir, 2) “hiçbir şey yapmazlar”, ve/veya 3) sadece internette mücadele verirler.

(Blog yazarının notu: İnterneti çok fazla kullandığımız için kendimizden utanmalıyız).

Gerçekler ve Açıklamalar 6:

Mit 6’daki gibi genel açıklamalar bazı refahçıların çoğu ya da tüm abolisyonistlerin motivasyonlarını aynı fikirde olmamaktan değil de kişisel içerlemeden aldıklarına dair önyargı ve cehaletten başka birşey değildir.

“Tüm abolisyonistlerin veya birçok abolisyonistin tembel olduğu; hiçbir şey yapmadığı; ve/veya sadece internette mücadele verdikleri” doğru olsa mantıksal olarak ne olurdu sorgulayalım. Hmmm… geçtiğimiz dört yıl içinde abolisyonist sayısının sürekli arttığını ve refahçıların “tembel ve hiçbir şey yapmayan abolisyonistler” şeklindeki güçlü tepkisini ele alalım, görünen o ki abolisyonist teori “sadece internet temelli” bile olsa inanılmaz derecede güçlü!

Gerçek şu ki, kimse “zayıf bir teoriyle” ya da “tembel hiçbir şey yapmama” destekleriyle abolisyonist yaklaşımın sadece dört yıldaki büyümesini ve etkileşimini sağlayamaz. Dört yıldaki mevcut başarıyı açıklamak için güçlü bir teori ve etkili destekçiler gerekir.

Mit 7:

Refah kampanya ve reformları üretim maliyetini yükseltir.

Gerçekler ve Açıklamalar 7:

HSUS* ve PETA gibi örgütler tarafından önerilen refah ölçütleri (kafessiz, CAK*, ve gebelik kasası tasfiyesi gibi) endüstriye HSUS ve PETA tarafından kitlesel imhada ekonomik randımanı geliştirmenin yolları olarak sunulmaktadır. Bu şu demektir, HSUS ve PETA gibi gruplar ekonomik randıman ve refahla ilgili konularda ücretsiz endüstri danışmanları olarak hareket eder. Gerçekten de birçok çalışma (ki bazıları endüstri tarafından finanse edilmiştir), önerilen refah ölçütlerinin nihayetinde onları uygulama maliyetlerini de karşılamakla kalmayıp ilerleyen süreçte oldukça kazançlı hale geldiğini göstermiştir. Üstelik bu refah ölçütleri pazarlama için bir lütuftur çünkü endüstri böylece tüketicileri hayvanların normalde olduğundan daha iyi hayatlar yaşadıklarına ikna edebilir. Endüstri bu değişimlerde gitgide aşama kaydettikçe HSUS ve PETA bağışçılarına “Zafer!” diye bağırıp bağışları artırabilir. HSUS ve PETA ayrıca bu ölçütleri uyguladığı için endüstriye halkın önünde şükranlarını belirtir, üstelik tüketicileri her şeyin yolunda olduğunun teminatını vererek. Böylece endüstri kazanır; tüketiciler kazanır; HSUS ve PETA kazanır! Hayvanlar? Eh, onlar yine yıllık 56 milyar gibi gittikçe artan bir sayıyla işlenmeye devam ederler. Haftada bir milyardan fazla hayvana yakın büyüklükte bir miktarı kitlesel acıya yol açan yoğunlaştırılmış çiftçilik dışında herhangi bir şekilde yetiştirip kesebileceğimizi düşünen herkes kendisini kandırıyordur; ki kurbanların nasıl yetiştirilip kesildiğini de hesaba katmıyorum.

Endüstrinin refahçılıktan elde ettiği yukarda bahsedilen çıkarlara ek olarak, düzenlemeler teftiş işleri ve bürokrasi katmanları ekleyerek, kurumsallaşmayı yasalaştırıp politikleştirerek endüstriyi güçlendirir bile. Böylece endüstri hiç olmadığı kadar köklü ve politik olarak güçlü hale gelir.

Yukarıdaki hususların gerçekliği ciddi olarak ele alındığında geriye endüstriyi aşındırıp tehdit etmesi muhtemel tek yol olarak geçerli abolisyonist vegan hareket kalır. Fakat geçerli olması için, politika araştırmacılarına göre, böyle bir abolisyonist hareketin bir ülke ya da toplumun seçmenlerinin en az %20’sinden, hatta %30 ya da daha fazlasından oluşması gerekir. Şu anda abolisyonist veganlar, her ne kadar sayıca hızla artıyor olsalar da, sadece veganların bir kesimini oluşturuyorlar ve veganlar toplumun öyle küçük bir kısmını oluşturuyor ki pahalı bir anketteki istatistik bir hata marjini bile sonuçları anlamsız hale getiriyor. Diğer yandan refahçılık, zorunlu düzenlemelerle görünüşteki direnişine rağmen, toplumun kalan tüm kesimini kendi tarafına topluyor.

Daha azını söylemek hayvanlar için pek iyi görünmüyor, hele de abolisyonist vegan eğitime daha fazla kaynak aktarılmasına veganlar dahi karşı çıkıyorken.

Mit 8:

Abolisyonistler “bölücüdür” ve “iç çatışma” üretirler.

Gerçekler ve Açıklamalar 8:

“Bölücülük” suçlaması 30 yıllık bir yeni refahçı oluşumun karşıt fikirleri bastırma girişiminden başka bir şey değildir. Abolisyonistler yeni refahçılardan daha “bölücü” değildirler.

Mit 9:

Hepimiz aynı taraftayız fakat abolisyonistler “iç çatışma”ya sebep oluyorlar.

Gerçekler ve Açıklamalar 9:

Birincisi, abolisyonizm ve yeni refahçılık, savunucularının derin düşünsel farkları temel alan farklı etkinliklerde bulunduğu iki derinlemesine farklı felsefedir. Bunun anlamı, aynı tarafta olmadığımızdır. Aynı tarafta olmadığımıza göre, bir “iç çatışma” söz konusu olamaz.

İkincisi, fikir uyuşmazlığı çatışma demek değildir, fikir uyuşmazlığı demektir.

Mit 10:

On dokuzuncu yüzyıl Amerikan abolisyonistleri bugünün yeni refahçıları gibiydi, bugünün abolisyonistleri gibi değil.

Gerçekler ve Açıklamalar 10:

On dokuzuncu yüzyıl Amerikan abolisyonistleri bugünün abolisyonistleri gibiydi, bugünün yeni refahçıları gibi değildi, yoksa bugün Amerika’da halen yasal insan köleliği olabilirdi. Evet, abolisyonistlere inatla karşı çıkan birçok kişi vardı ve aynı tartışmaların bir çoğu 180 yıl önceki tartışmaların tekrarı, fakat düzenlenmesi ve devam etmesi değil köleliğin sona ermesi çağrısında bulunanlar abolisyonistlerdi. Günümüz abolisyonistleriyle benzeşenler ve toplumu kölelikten uzaklaştırmak konusunda pay çıkarılacak olanlar William Lloyd Garrison gibi kişilerdi.

Çev. Gülce Özen Gürkan

* Abolisyonizm: Kölelik karşıtı hareket.

* http://uvearchives.wordpress.com

* Humane Society of United States (Amerika Birleşik Devletleri İnsancıl Topluluğu)

* Controlled Atmosphere Killing (Kontrollü Atmosferle Öldürme): Hayvanların soluduğu havanın gaz oranlarını değiştirerek hayvanları oksijensizlikten öldürme.


Yorumlar

Bir Cevap Yazın

Abolisyonist Vegan Hareket sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin