
İnsanların insan harici hayvanları birer kaynak ve mal olarak görmesi, her yıl on milyarlarca kara hayvanının ve sayısını dahi bilemediğimiz kadar çok deniz hayvanının ölümüne sebep oluyor. Hiçbir zorunluluk yokken hissedebilir canlılara acı çektiriyor ve yaşamlarını ellerinden alıyoruz.
Bu korkunç durumun farkına varan ve bunu engellemek isteyen insanlar, acilen eyleme geçme isteği duyuyorlar. Bu aciliyet hissi, eylemin sonuçlarını ya da hangi tarz eylemlerin gerçekten etkili olduğunu düşünmeyi bir zaman kaybı olarak görmelerine yol açıyor. Halihazırda yaratılmış bir takım efsanaler ve şablon olarak oluşturulmuş eylem biçimleri hemen akla geliyor ve bunlar uygulanıyor. PETA’nın popülerleştirdiği cinsiyetçilik ve insanbiçimcilik dolu sokak eylemleri ve ALF’le özdeşleşen militan doğrudan eylemcilik ilk akla gelenler oluyor.
Hayvan hakları bağlamında doğrudan eylem, kafese kapatılmış, tutsak edilmiş, işkence gören, üzerinde deney yapılan, vücudu bir kaynak olarak kullanılan, öldürülecek olan vs. bir hayvanı kurtarma, özgürleştirme, serbest bırakma amaçlı yapılan herhangi bir eylemi kapsıyor. Bir barınakta öldürülecek olan bir köpeğe bir yuva bulmayı ve hayatını kurtarmayı da doğrudan eylem olarak düşünebilirsiniz ancak kastettiğimiz bu değil. Bu yazıda militan doğrudan eylem adıyla andığımız eylem biçimi açık kurtarmaları, yangın çıkarmaları, doğrudan zarar vermeleri, ölüm ve zarar verme tehditlerini, kişisel tacizi de içeren eylemlerle ilgili.
1. Militan Doğrudan Eylem etkilidir.
ALF ve benzeri doğrudan eylem gruplarının eylem biçimlerini, tıpkı veganlığa odaklanmayan diğer grupların eylemlerini problemli bulduğumuz şekilde problemli buluyoruz.
Bu eylemler hayvanların en başta dünyaya getirilmesine sebep olan naveganlığa yönelmez, bunun yerine toplumda varolan talebi karşılayan kurumsal istismarcıları hedef alır. Oysa toplumun hayvanlara bakışı aynı oldukça ve aynı miktarda hayvansal ürüne talep sürdüğü müddetçe bu talebi karşılamaya aday kurumsal istismarcılar varlıklarını sürdürmeye devam edecek, sorunuzda sizin de tecavüz olarak adlandırmış olduğunuz yapay döllenme gibi yöntemlerle yeni hayvan bireyler dünyaya getirilecek.
Üstelik “özgürleştirdiğimizi” düşündüğümüz hayvanları gerçekte özgürleştirememiş olacağız, çünkü hayvanların mal ve kaynak statüsünün devam ettiği bir dünyada hiçbir insan-harici hayvan “özgür” değildir, yaptığımız onları özgürleştirdiğimizi düşünürken aslında onlara daha iyi olduğuna inandığımız efendiler bulmak olacaktır.
Oysa tüm gücümüzü, tüm enerjimizi veganlığı yaygınlaştırmaya ayırırsak, insanlara veganlığı anlatmanın yeni ve etkili yollarını bulmak için kafa yorar ve harekete geçersek, başarılı olduğumuzda dünyaya yeni köle hayvanlar getirilmeyecek, hayvanlar artık mülk olmaktan kurtulup insan harici bireyler olarak tanınacak.
2. Militan Doğrudan Eylem insanlara kendi güçlerini gösterir.
Militan doğrudan eylem pek çok insanın kendi gücünü küçümsemesine yol açar. Militan doğrudan eylem savunucuları, vegan olmanın ve hayatımızdan şiddeti ve sömürüyü çıkarmak için adımlar atmanın gerçek eylem olmadığını öne sürerler. Hatta, vegan olmadan da MDE yapabileceğinizi ve böyle de hayvan özgürlüğü savunucusu olabileceğinizi öne sürerler. Böylece pek çok insan, üzerlerine düşen etik sorumluluğu (vegan olmak) yerine getirmek yerine, bu tarz eylemleri yapan insanların kahramanlıklarını anlatırlar. (bkz. 6 numaralı madde)
3. Militan Doğrudan Eylem şiddet değildir.
MDE savunusunda mülke zarar vermek ve hissedebilir canlılara zarar vermek ayrımı yapılır. ALF, yapılan eylemlerde insanlara zarar verilmemesi gerektiğini belirtir (ki bunu garanti altına almak asla mümkün değildir. İnsana yönelik şiddet içermesini istemediğiniz eyleminizin bir noktada asgari ücretle çalışan bir güvenlik işçisiyle karşı karşıya gelip aranızdan birisinin diğerine şiddet uygulayacağı bir noktaya gelmesi hiç de azımsanacak bir ihtimal değildir). Bununla beraber ARM gibi bazı gruplar insanlara da zarar verilebileceğini söyler ve bu tarz eylemler düzenler. Fakat bu tarz eylemler düzenlenmediğinde bile bu düşünce biçiminde insana yönelik şiddete sebep olan bir mantıksal sonuç vardır.
MDE’i savunanlar, hayvanları sömüren şirketlere zarar vermenin meşru bir şiddet olduğunu öne sürerler. Oysa onlar da bu şirketlerin temelde toplumda var olan talebi karşıladıklarının farkındadırlar. Bir mezbaha, hayvanlara işkence etmekten keyif aldığı için değil, insanlar et yemek için para harcamaya gönüllü oldukları için hayvanları öldürür. Bunun mantıksal sonucu, ete para veren insanların en az o şirket ve mezbaha kadar -ve aslında çok daha fazla- hayvan sömürüsünden sorumlu olduklarıdır. (bkz. Madde 4)
Eğer “eşit gözetilme ilkesi” bizim için bir anlam ifade ediyorsa, hayvan sömürüsünden sorumlu tuttuğumuz şirketlere yönelik şiddeti meşru görmeye başladığımızda, aynı şiddetin hayvansal ürün tüketen insanlara da yönelmesinin de meşru olduğu sonucuna varmak kaçınılmazdır. Bu sadece hipotetik bir argüman değil, örneğin Rusya’da kürk giyen kadınlara sopalarla saldıran maskeli erkeklerin haberleri bazı doğrudan eylem savunucuları tarafından övgü ve heyecanla karşılandı. Oysa bütün bu sevinç, içkin değer, eşit gözetilme ilkesi, hissedebilir canlılara karşı şiddetsizlik gibi veganlıkla özdeşleştirdiğimiz düşüncelerin tamamının bir kenara atılması anlamına gelir. Savunduğunuz değerler uğruna savunduğunuz değerlere ihanet ettiğinizde, elinizde savunulacak herhangi bir değer kalmamış demektir. Bu sorunun çözümü şiddeti tamamen reddetmektir.
Burada düşünmemiz gereken konu gerçekten yapmak istediğimizin, bir baskı ve şiddet düzenini kaldırıp yerine baskı ve şiddete dayanan başka bir düzen yerleştirmek olup olmadığıdır. Araçlar ve amaçlar birbirlerinden zannedildiği kadar ayrı değildir. İçinde bulunduğumuz şiddet dolu dünya, o dünyayı kurmakta kullandığımız araçların içerdiği şiddeti bize yansıtıyor.
4. Militan Doğrudan Eylem sömürünün gerçek faillerini hedef alır.
Bu efsane hayvan sömürüsünün gerçek faillerinin şirketler ya da şirketlerin başındaki kötü niyetli bir takım kişiler olduğu düşüncesinden kaynaklanır. Hayvan hakları/özgürlüğü hareketinin en refahçı kanadından doğrudan eylemi savunan kanadına kadar bu yanılgı paylaşılan bir yanılgıdır. Şirketler hayvan sömürüsüne herhangi bir özel ilgi duymazlar ya da hayvansal ürünlerden ettikleri kar onlar için daha değerli değildir. Şirketler için tamamı istatistikten ibarettir ve böyle etik kaygılarla hareket etmezler. Hayvan sömürüsünün sürmesinin temel nedeni, toplumda bu ürünlere olan talebin varlığı ve kültürün bu talebi sürekli onaylaması ve desteklemesidir. Hayvansal ürünler tüketen sıradan bir insan, bir et markasının patronu kadar bu sömürüden sorumludur.
Ancak, hem doğrudan eylemler hem de refah kampanyaları, hayvansal ürünler tüketen insanlara gerçek faillerin kendileri olmadığı mesajını verir. Eyleme geçmeyi ve kendi hayatını değiştirmeyi ertelemek için bahaneler sunarlar.
5. Hayvanlar Militan Doğrudan Eylem gerçekleştirenlere müteşekkirdir.
Sea Shepard’tan bir kişi “Doğrudan eyleme karşı çıkan bir tek balina gösteremezsiniz” diyerek doğrudan eylemleri savunur. Oysa bu aşağı yukarı hayvan refahçılarının kendilerini savunma biçimidir. Kafeslerin genişlemesi için kampanya yürüten bir STK yetkilisinin “Abolisyonistler memnun olmayacaktır ama hayvanlar bize bu geniş kafesler için teşekkür ediyor” dediğini duyabilirsiniz. Bu geçerli bir savunu ya da getirilen eleştirileri ortadan kaldırabilecek bir argüman değildir.
Bir politik hareketi meşru kılacak olan, o harekete yüklediğiniz romantik anlamlar değil, o hareketin neden belli bir vadede işe yarayacağını ve o yöntemi uygulayanları hedefe ulaştıracağına dair sunduğunuz mantıksal argümanlardır. Eğer hayvanların doğrudan eyleme karşı çıkabileceğini hayal ediyorsanız, o hayvanların hayalinizde kurguladığınız kadar bencil olmadıklarını ve tıpkı kendileri gibi içkin değere sahip başka bir hayvanın yerlerine konacağını bile bile bu yöntemde ısrar etmenizi sorgulayacaklarını da hayal edebilirsiniz.
6. İnternette Militan Doğrudan Eylem hakkında konuşanlar bu eylemleri gerçekten de yapıyordur.
Bunun böyle olmadığını, doğrudan eylemler konusunda en çok bilinen örgütlenme ALF dahi açıkladı. “Destekçiler siyah tişörtleriyle tam bir lejyon görünümündeler- kalabalıklarda dolaşıyor, dizüstü bilgisayarlarında klavyelerini tıkırdatıyor, vegan cafelerde eğitim amaçlı masalar açıyor, online dergiler çıkarıyorlar. Binlercesi her gün Facebook ve Tumblr’da desteğini paylaşıyor. “Gönder”iyor, “yeniden gönderiyor”, “beğen”iyor ve “yorum yap”ıyorlar. Mantar gibi çoğalıyorlar. Ancak, ne yazık ki bütün bunlar internet deliliğinde yeni bir takım zirvelere ulaşırken yeraltı, gerçek dünyada çok büyük oranda hiç kımıldamadan, olduğu yerde sayıyor.” Bu sözler ALF’in yayınladığı “Artık ALF’i desteklemeyin” başlıklı bildiriden.
İnternette yapılan ALF güzellemelerinin büyük bir çoğunluğunun bir eylemsizlik halinin üstüne örtülen bir kılıf olduğunu bilmeliyiz.
7. Militan Doğrudan Eylem refahçılığın tam tersidir.
Aksine militan doğrudan eylem, refahçı düşünceyle pek çok ortak yan taşır. 4. maddede tartışıldığı üzere, hayvan sömürüsünün failinin kim olduğu konusunda yaptıkları analiz aynıdır. Bu sebeple militan doğrudan eylemi savunanların çoğu zaman aralarında hayvansal ürünler tüketenlerin bulunmasını sorun etmezler. ALF’in sitesinde şu ifade bulunur “Any group of people who are vegetarians or vegans and who carry out actions according to ALF guidelines have the right to regard themselves as part of the ALF.” Bu ifade Türkçe’ye “ALF yönergelerini takip ederek eylemler yapan, vejetaryen veya vegan olan herhangi bir grup insan kendilerini ALF’in bir parçası olarak görme hakkına sahiptir.” şeklinde çevrilebilir. Oysa vejetaryenler, sadece hayvansal et tüketmezler ama diğer bütün hayvan sömürüsü biçimlerine katkı sağlamaya devam ederler. Hayvansal süt veya yumurta ile hayvansal et arasında herhangi bir açıdan fark olduğu tamamen hatalı bir düşüncedir. Bir vejetaryen, hayvan sömürüsünden, hayvanları kafeslere koyanlar kadar sorumludur. Bir vejetaryen olup ALF üyesi olabilyorsanız, bu demektir ki hayvan sömürmeye devam edip ALF üyesi olabilirsiniz.
Yine ALF’in kendi sitesinde PETA da dahil olmak üzere bütün yeni refahçı gruplara linklerin olduğu bir sayfa vardır. (http://www.animalliberationfront.com/AR_Orgs/Organiza.htm) PETA, Farm Sanctuary vs. gibi, hayvansal ürünlerin üzerine kendi logolarını basacak kadar refahçılığın dibine batmış gruplar, bu sitede Hayvan Hakları Örgütleri listesinde yer alır. İlginç olan bu desteğin tek yönlü olmamasıdır. PETA’nın şu andaki yönetcisi olan Ingrid Newkirk de pek çok yerde doğrudan eyleme olan desteğini belirtmiştir.
Doğrudan eylemcilik ve yeni refahçılık en az 2 açıdan birbirine benzemektedir:
(i) Her ikisi de, hayvan köleliğini kaldırmak için yeterli vaktimiz olmadığı ve acilen bir şeyler yapmamız gerektiği hissiyatından kaynaklanır ve kendi eylemlerini bu hissiyatı yaygınlaştırarak savunurlar.
(ii) Her ikisi de talebe değil arza odaklanır, sorumlunun endüstriler ve şirketler olduğu düşüncesini yayarlar. İnsanları değiştirmek yerine şirketleri hedef alırlar.
8. Militan Doğrudan Eylemler toplum üzerinde baskı yaratarak dönüşüme sebep olur.
Milyarlarca hayvana uygulanan bir soykırımda iyileştirmeler yapamayız. Bu soykırımı tamamen ortadan kaldırmak zorundayız. Ancak köleliğe ve türcü önyargılara karşı hayvan haklarının altında yatan rasyonel ve ahlaki kuramları ve prensipleri anlamamış bir toplum üzerinde baskı kuramayız. Baskı kurma konusundaki her girişim, her tehdit, saldırı ve korkutma çabası karşı saldırıya, direnişe sebep olacaktır ve kurulabilecek herhangi bir rasyonel diyaloğun önünü tıkayacaktır. Bir yandan insanları korkuturken, tehdit ederken, saldırırken, onlara zarar verirken yani açık bir şekilde onlara savaş açmışken bir yandan da dönüp şiddetsiz, sağlıklı ve toplum için iyi bir yol olarak veganlığı anlatamayız. Baskı ve şiddetle gelen bir değişim, baskı ve şiddetten başka bir şey yaratmayacaktır. Dahası baskıyla gelen hiçbir değişim kalıcı olmaz. İstediğimiz gerçekten bu mu?
9. Şiddetsiz ve yaratıcı abolisyonist veganlık savunusu militan doğrudan eylemlerle birlikte yürütülebilir
Şiddetsiz ve yaratıcı abolisyonist veganlık savunusu %10luk bir abolisyonist vegan oranına ulaşarak hayvanların mal ve kaynak olarak kullanımının doğal, normal ve kabul edilebilir olduğu yönünde toplumda varolan hakim görüşü değiştirmeyi hedefler. Bu da bir taban hareketi yaratmak anlamına gelir. 8. madde de incelediğimiz gibi, militan doğrudan eylemi savunanlar böyle bir toplumsal dönüşüme vaktimiz olmadığını ya da insanların özünde kötü oldukları ve böyle bir dönüşümün mümkün olmayacağı gibi fikirleri savunurlar.
Şiddetsiz ve yaratıcı abolisyonist veganlık savunusu, hayvan sömürüsünün failinin hayvansal ürünler için talep yaratan toplumun çoğunluğu ve bu talebi olumlayan kültür olduğunu düşünür. Bu talebi ortadan kaldırmayı ve bu talebi olumlayan kültürü dönüştürmeyi hedefler. Oysa Madde 4’te incelediğimiz gibi, Militan Doğrudan Eylem’i savunanlar sorumlunun toplum ve kültür değil, endüstri ve şirketler olduğunu düşünürler.
Toplumun hem dönüşebileceğini hem de dönüşemeyeceğini, insanların sömürüden hem sorumlu olduklarını hem de sorumlu olmadıklarını, hem şiddeti hem şiddetsizliği, hem tabandan gerçekleşecek bir dönüşümü hem de toplum üzerinde baskı kurmayı bir arada savunamazsınız. Savunursanız, kendi içinizde çelişkilere düşersiniz ve bu çelişkiyi vegan olmayan insanlara da yansıtır, bu hareketin ciddiye alınacak tutarlı bir söylemi olan bir hareket olmadığı imajını yaratır.
Militan Doğrudan Eylem ve şiddetsiz ve yaratıcı abolisyonist veganlık savunusu birbirinden tamamen farklı iki dünya görüşüne dayanan, başka hedefleri olan iki farklı eylemdir. İkisini birlikte sürdürmek ya da ikisini birden savunmak mümkün değildir.
10. Militan Doğrudan Eyleme karşı çıkmak, insanlara evlerinde oturup hiçbir şey yapmamalarını söylemektir.
Bu efsane, gerçek eylemin (bkz. Madde 2) militan doğrudan eylem olduğu ve diğer eylemlilik biçimlerinin işe yaramaz veya sahte oldukları görüşünün bir yansımasıdır ve tam da bu sebeple taban hareketinin değerini gözardı eder.
Hayvanların birer mal ve kaynak olarak kullanılmasını dünyanın en doğal ve en normal durumu olarak gören bir kültürde yaşıyoruz. Bu kültürü değiştirmek için yapabileceğimiz sayısız eylem var. İlk eylem vegan olmakla başlıyor, çünkü türcü önyargılardan kurtulduysanız ve hayvanların birer mal ve kaynak olarak görülmesini kabul edilemez buluyorsanız, artık hayvansal ürünler tüketmeniz mümkün değildir. Hayvanlar için bir şey yapmak istiyorsanız, başlamanız gereken yer kendi hayatınızdır. Bir yandan hayvanları mal ve kaynak olarak gören eylemleri gerçekleştirip bir yandan da hayvan haklarını savunmak mümkün değildir. Bu sebeple vegan olmak hayvan hakları aktivizmi için minimum standarttır.
Vegan olmanızın ardından, abolisyonist kaynakları okuyarak kendinizi geliştirebilir, teorik olarak donanımlı hale gelebilirsiniz. Okumak, öğrenmek ve düşüncelerinizi anlaşılır ve ikna edici biçimde ifade edebilmek çok önemli politik aktivitelerdir. Eğer yaratıcı ve şiddetsiz veganlık savunusu yapacaksanız, bunun için insanlardan gelecek soruları cevaplayabilecek bir donanıma sahip olmanız gerekir. Hiçbir soruya verecek cevabı olmayan veya birbiriyle tutarlı olmayan cevaplar veren birisi kısa bir süre sonra agresifleşir. Oysa, savunduğu düşüncede derinleşmiş birisi gelebilecek herhangi bir soruya karşı hazırlıklı olacaktır. İkna edicilik konusunda becerilerinizi geliştirmek yapabileceğiniz en önemli işlerden birisidir.
Daha sonra, evinizde, işyerinizde, okulunuzda, mahallenizde, kent meydanlarında, veganlığı anlatmak ve düşünceyi yaymak üzere etkinlikler düzenleyebilirsiniz. Bu konuda herhangi bir yardıma ihtiyacınız olduğunda bizimle irtibata geçebilirsiniz. Veganlık hakkında konuşmak için yakaladığınız hiçbir fırsatı kaçırmayın, size sorulan her soruya mantıklı ve ikna edici cevaplar vermek politik aktivizmdir.
Militan Doğrudan Eyleme karşı çıkmak, aksine insanlara evlerinde oturmalarını değil, eyleme geçmelerini söylemektir. Bizim yerimize birilerinin hayvanları kurtardığı düşüncesinden sıyrılmamızı ve üzerimize düşeni yapmamızı sağlar. Bu da Madde 6’da açıkladığımız durumun tam tersidir.

Bir Cevap Yazın