
Gary L. Francione
Abolisyonist Yaklaşımın Beşinci İlkesi şudur:
Abolisyonistler ırkçılık, cinsiyetçilik, heteroseksizm, yaşa dayalı ayrımcılık, engellilere yönelik ayrımcılık ve sınıf ayrımcılığı dahil olmak üzere insanlara yönelik tüm ayrımcılık biçimlerini- türcülüğü reddettikleri gibi- reddederler.
Hayvan Haklarına Abolisyonist Yaklaşım türcülüğü reddeder, çünkü ırkçılık, cinsiyetçilik, heteroseksizm ve insanlara yönelik tüm ayrımcılık biçimlerinde olduğu gibi, türcülükte de hissedebilir varlıkların çıkarları ahlaki açıdan alakasız bir özellik (tür) öne sürülerek değersizleştirilmekte ve yok sayılmaktadır. Türcülüğe yönelik karşı çıkış ancak ayrımcılığın tüm biçimlerine karşı çıkışın bir parçası olduğunda anlamlıdır. Yani biz hayvan savunucuları olarak türcülüğe karşı çıkıp, diğer ayrımcılık biçimleri ile ilgili bir duruşumuzun olmadığını söyleyemeyiz. Bir yandan insan harici kişilerin çıkarlarını değersizleştirmek veya yok saymak için tür niteliğinin bir gerekçe olarak kullanılmasını ahlaki olarak yanlış bulup, diğer yandan insan çıkarlarını değersizleştirmek veya yok saymak için ırk, cinsiyet veya cinsel yönelim/tercih gibi özelliklerin kullanılmasının ahlaki sakıncası ile ilgili bir fikrimizin olmadığını söyleyemeyiz. Türcülüğe karşı çıkıyor oluşumuz tüm ayrımcılıklara karşı çıkmamızı gerektirir.
Peki bu “kesişimsel veganlıktan” nasıl farklıdır?
Kesişimsel veganlık türcülükle sınırlı kalmayıp tüm ayrımcılık biçimlerine karşı çıktığı müddetçe bir farklılık yoktur.
Ancak kesişimsel veganlığı destekleyen birçok kişi veganlığın bazı gruplar için bazı koşullarda ahlaki bir yükümlülük *olmadığını* öne sürer. Örneğin hayvan sömürüsünün bazı azınlık grupların kültürel geleneği ve değeri olması halinde, veganlığı ahlaki bir yükümlülük olarak savunmanın “ırkçı”, “ayrıcalıklı” veya “elitist” olduğunu söylerler.
Abolisyonist Yaklaşım kesişimsel veganlığın bu türünü kategorik olarak reddeder. Veganlık tüm gruplar ve tüm koşullar için geçerli olan ahlaki bir yükümlülüktür. Ahlaki kurallar, örneğin çocuklara işkence etmemek ve onları öldürmemek kuralı gibi, tüm gruplar ve koşullar için geçerlidir. Kesişimsel veganlar veganlığı herkes için ve her koşulda ahlaki yükümlülük olarak görmüyorlarsa, o zaman veganlık savunmuyorlardır; savundukları şey türcülüktür; tabii, çeşitli kesişimsel koşullarda çocuklara acı çektirmeyi ve öldürmeyi de onaylamıyorlarsa. Ancak, hem hayvanları hem de masum insanları öldürmekte sorun olmadığını iddia ediyorlarsa, görüşleri türcü olmayabilir, ama bariz biçimde ahlaken yanlıştır.
Ve gerçekten dünyada hissedebilir bir varlığın başka bir türe ait olduğu için başkalarının kaynağı olarak kullanılabileceği düşüncesinden daha “ayrıcalıklı” ve “elitist” bir şey yoktur. Bu inanışın kendisi “ayrıcalıklı” ve “elitist” kelimelerinin tanımıdır.
Çeviri: Ceren Kaypak
Kaynak: https://www.facebook.com/abolitionistapproach/posts/451838642976310

Bir Cevap Yazın