
Daha önce ed Humane Research Council’in (şimdiki adıyla Faunalytics) veganlığı teşvik etmek yerine eti azaltmayı savunmamız gerektiğini ileri sürmek adına ellerindeki verileri hatalı bir şekilde değerlendiriyor olmalarından duyduğum endişeyi dile getirmiştim. Belirttiğim gibi, ellerindeki veri gerçekte çıkarttıkları sonuçların tam tersini gösteriyor ve aslında “azaltmacılık” yerine açıkça veganlığı teşvik etmemiz gerektiğini gösteriyordu. Araştırmadaki diğer kusurlar teoriye dayanan test edilebilir bir hipotezlerinin olmaması ve veganlığı hayvan kullanımına karşı etik bir duruş yerine bir beslenme biçimi olarak hatalı bir şekilde tanımlamaları ve bu şekilde değerlendirmeye tabii tutuyor olmalarıydı. Ayrıca, bulgularını akran değerlendirmesine tabii tutmamışlardı ki, bunu yapmak bilim insanları arasında standart bir uygulamadır.
Bu yüzden bu kez başka bir grubun, Humane League Labs’in ortaya koyduğu araştırmanın insanları hayvan tüketiminden tamamen kaçınmak yerine bu tüketimi azaltmak konusunda cesaretlendirmenin daha etkili olduğu sonucuna vardığını görünce, doğal olarak şüpheyle yaklaştım. Vardıkları sonucun ellerindeki verilerle uyum içinde olup olmadığını görmek için raporun tamamını okudum. Şüphelendiğim gibi, böyle bir uyum yoktu.
Bu çalışmanın öncülü daha önce hepimizin görmüş olduğu diğer çalışma. Katılımcılara “endüstriyel hayvancılığın zalimlikleri ve hayvansal ürünleri diyetimizden çıkartmanın sağlığımıza faydalarının tartışıldığı” kitapçıklar sunuluyor. Daha sonra, araştırmacılar katılımcılardan sekiz farklı talepte bulunan kitapçıkları kullanıyor, bu kitapçıkların bazıları katılımcılara “vegan beslenmelerini”, bazıları “vejetaryen beslenmelerini” söylerken, bazıları katılımcıları “daha az et yemeleri” konusunda cesaretlendiriyor ve bazıları da “eti ve diğer hayvansal ürünleri tamamen bırakmaları ya da azaltmaları” konusunda cesaretlendiriyor.
Eleştirdiğim bir önceki çalışmada olduğu gibi, bu araştırmada da pek çok teorik ve yöntemsel sorun bulunuyor. Bir kez daha, araştırmayla ilgili en büyük problem veganlığın doğru bir biçimde temsil edilmemiş olması. Veganlık mesajı veren bir yaklaşım sadece “endüstriyel hayvancılığa” odaklanmaz, bunun yerine hayvanları kullanmanın etik boyutunu tüm yanlarıyla tartışır. Ayrıca sağlığa da odaklanmaz. Yani, eğer araştırmacılar veganlık mesajına ve bu mesajın etkisine dair çıkarımlar yapmak istiyorlarsa, o halde gerçekten veganlık mesajını araştırmaya dahil etmeliydiler.
Yöntemsel problemleri ayrıntılı olarak incelemeyeceğim ancak akran kontrolü uygulanan bilimsel bir makalede kabul edilir olarak görülmeyecek bir yaklaşım kullanılmış. Temel problemler takip sonrası düşük yanıtlama oranı (yarıdan az) ve kayıp verilerle ilgili bir analizin olmaması (ör. kayıp veri analizi); oldukça zayıf bir veri analizi yaklaşımı olan “değişim skorlarına” dayanılıyor olması; katılımcıların nasıl durumlarına göre rasgele hale getirildikleri ve eşit olmayan grup büyüklükleri olarak sayılabilir.
Bundan daha fazla endişe verici olansa, her nasılsa, verilerin grubun dünya görüşünü haklı çıkartacak biçimde hatalı olarak değerlendirilmiş olması. “Kontrol” grubunda bulunanlar et ve diğer hayvansal ürün tüketimlerini araştırmadaki diğer tüm gruplardan daha fazla azaltmışlar. Dahası, istatistiksel olarak anlamlı olan tek bulgu, kontrol grubunda bulunanların et ve hayvansal ürün tüketimlerini yukarıdaki birbirinden farklı mesajlar alan gruplardan daha çok azaltmış olmaları. Yani başka bir deyişle, ana veri analizinden elde edilen tek “anlamlı” sonuç, bireylerin hiçbir değişiklik yapmaları istenmediğinde, et ve diğer hayvansal ürün tüketimlerinde herhangi bir değişiklik yapmaları önerildiğindeki durumdan daha fazla değişiklik gerçekleştiriyor oldukları yönünde. Bu sezgilere aykırı bulgu az önce incelediğim yöntemsel sorunların tüm sonuçları sorgulanabilir hale getirmiş olduğunu gösteriyor. Kısaca, bulgular pek anlam taşımıyor, ve bu araştırmadan öğrenebileceğimiz herhangi bir şey olduğu da şüpheli.
Araştırmacılar, öte yandan, böyle bir sonuca varmak için istatistiksel olarak anlam taşımayan sonuçları eti ve diğer hayvansal ürünleri “kesmek ya da azaltmak” önerisini insanların hayvansal ürünleri tüketimlerini azaltmaları adına “en etkili yaklaşım” olduğunu gösterdikleri şeklinde yorumluyorlar. Gruplar arasındaki farklılıkların istatistiksel olarak anlamlı olmaması (hiçbir mesaj almamanın tüketimden en çok azalmaya sebep olduğu sonucu hariç) ve yöntemsel sorunların eldeki verinin geçerliliğini şüpheye düşürmesi sebebiyle bu çıkarımlar gerçek bulgulara dayanmamakta.
Sözde-bilim (Pseudoscience) “bilimselmiş gibi sunulan ancak bilimsel yöntemlere bağlı olmadan, destekleyici kanıt ya da akla yatkınlık taşımayan, güvenilir bir şekilde teste tabi tutulamayan ya da başka bir sebeple bilimsel statü taşımayan bir iddia, inanç ya da uygulamadır.” Bir grup bir çalışma ortaya koyduğunda ve hatalı verileri kendi tercih ettikleri savunuya uyumlu olabilecek şekilde yanlış yorumladığında sözde-bilimin bir parçası haline gelmiş olur. Bu tarz uygulamalar hayvan savunusu alanında yaygın bir hale gelmiş gibi görünüyor ve bu hayal kırıklığı yaratan ve potansiyel olarak tehlikeli bir durum. Medya ve diğer gruplar bu araştırmanın sonuçlarının geçerli olduğunu varsayarak haberler yaptılar. İlgili örgüt, bu araştırmanın sonuçlarına dayanarak hatalı bir şekilde kendi uyguladıkları savunu yönteminin “kanıtlara dayalı” olduğunu öne sürdü. Bir savunu yönteminin hatalı yürütülmüş ve ciddi bir biçimde yanlı bir araştırmanın sonuçlarına dayanarak daha etkili olduğunu öne sürmek hayvanlar açısından zararlı olma potansiyeli taşıyor. Bundan çok daha iyisini yapabiliriz.
Casey, Vegan Publishers’ın sahiplerinden biri, Boston Üniversitesi Tıp Fakültesinde Psikiyatri Profesörü ve Boston Sağlık Sistemine bağlı Ulusal Travma Sonrası Stres Bozukluğu Merkezinde psikoloji ekibinde yer alıyor. Şiddeti önleme alanında uluslararası bir kabul edilirliği olan biri ve Uluslararası Travmatik Stres Çalışmaları, Şiddet Üzerine Enstitü, İstismar ve Travma ve Hastalık Kontrol ve Önleme’de gerçekleştirdiği çalışmalarla pek çok prestijli ödülün sahibi oldu. 100’den fazla bilimsel makale, kitap bölümü, bilimsel raporlama yayınladı ve şiddeti; travmayı göz önünde bulundurarak/gözardı etmeyerek önleme üzerine yazdığı yeni kitabı Amerikan Psikoloji Derneği tarafından yayınlanacak.
Kaynak: http://veganpublishers.com/pseudoscience/
Çeviri: Berk Efe Altınal
Casey Taft bir abolisyonist vegan değildir; birtakım türcü oluşumlara destek vermektedir. Bu yazıyı yayınlamamız Taft’ın hayvan haklarına dair tüm görüşlerine katıldığımız anlamına gelmemektedir; Taft’la hiçbir alakamız bulunmamaktadır ve kendisi türcü kişi ve grupları desteklemekten vazgeçmediği sürece de bulunamaz. Yazıda Taft’ın bir psikiyatri profesörü olarak uzman görüşlerini aktarmaktan daha fazlasını yapmıyor ve yapmayı da reddediyoruz.
İlgili yazılar:
– Veganlar gerçekten naveganlığa dönüyor mu?
– “Etkililik” dilinin hayvan savunusundaki hatalı kullanımı – Dr. Casey Taft (Yakında)

Bir Cevap Yazın