Veganlığın Değil Refahçılığın Kazanımı Olarak Hayvan Kullanımına Dair Yasaklar

Bu yazı daha önce Vegan Abolisyon Dergisi’nin 2. sayısında (Güz 2014) yayınlanmıştır.

“Yasa, hayvan kullanımlarımızı, çoğunlukla onları bir “amaç” için kullanmak zorunda olmamız ölçüsünde sınırlar.” (1) 

Gary Francione’un bu sözü, yasalarca “yasaklanan” hayvan kullanımının aslında hayvan hareketi içinde bir kazanım olmadığını özetlemiş oluyor. Hayvan kullanımının devlet erkanınca yasaklanması, hayvan hareketinin bir kazanımı değildir, çünkü bu düzenlemeler hayvanların yaşam çıkarları adına yapılmamaktadır. Hiçbir zaman hayvanları etik birey sınıflandırmasına almamış olan devlet, tamamen belirlediği ticari politikalar kapsamında hayvanlar üzerinde yapılan deneyleri keyfi koşullara göre “zorunluluk” olmaktan çıkarıyor, hayvan ürünlerinin satışını yasaklıyor ve hayvan hareketi örgütlenmeleri, bu devlet politikalarını mücadelelerinin bir kazanımı ve başarısı olarak ilan ediyor!

Hayvanların mal ve kaynak olarak görülmemesi temeliyle yürütülen adalet arayışının hayvanların yaşamsal çıkarına uygun olarak adalete kavuşması bir anda olamayacaksa da ancak vegan olmamızla ve veganlığı yaygınlaştırmamızla mümkün olacak. O sebeple hayvanların çıkarını önemsemeyip onları etik birey olarak görmeyen devlet ve yasalarının hayvan kullanımını yasaklamaları nasıl olur da veganların ya da kendilerine hayvan özgürlüğü aktivistleri diyen kişilerin başarısı olarak addedilir?

Yaşadığımız sene içinde ABD, yasadışı fil avcılığının önüne geçmek için fildişi satışını yasakladı. Geçtiğimiz aylarda gündeme oturan ve Afrika ülkelerinin doğal hayatı tehdit eden yasadışı avcılıkla mücadelesine katkıda bulunmak amacını vurgulayan haberde, yasaklamaya dair biz veganları, hayvanların daha az acı çekeceği düşüncesiyle mutlu edecek hiçbir şey yok aslında. Zekâlarının yanı sıra, keder, sevinç ve merhamet gibi karmaşık duygular içinde olması bakımından insanlara en çok benzeyen hayvanların sıralandığı “Neredeyse İnsan Olan 7 Hayvan” (2) listesinde fil ilk sırada yer alıyor. Bunun sebebi de, fil beyninin diğer hayvanlarınkilerin arasında en genişi olup insan beyniyle ilgi çekici benzerlikler taşıması olarak açıklanıyor. Fillerin de insanlar gibi ölenlerin ardından yas tuttuğunu belirten liste, balina, domuz ve kediyle devam ediyor. Bu listeden de anlaşılacağı gibi aslında fil avcılığının yasaklanmasına ön ayak olması sebebiyle ABD’nin fildişi satışını yasaklaması, tüm hayvanların hissedebilirliğini önemsemesinden ziyade zeki ve eşi benzeri bulunmaz bir hayvanın neslinin tükenmesini engelleme isteğiyle yani tamamen zekâ yetisinin kendi türünü üstün kıldığını farzederek ve bu üstünlükten yararlanıp kendi çıkarına göre hareket ederek türcülüğü meşrulaştırmış olmasından başka bir şeye denk düşmüyor. Biz veganlar olarak hayvanların neslinin tükenmemesi için değil; hissedebilirlikleri üzerinden hayvanların etik birey olarak görülmesi için mücadele ediyor, hayvanların yaşamlarını mülk statüsünde sürdürmelerini reddederek onlardan hiçbir şekilde yararlanmıyoruz. Hayvanların yaşamsal çıkarının asgari koşulu budur. İnsanların hayvanlardan üstün olduğu doktrininden hareketle hayvanlara yararlıymış gibi sunulan hiçbir uygulama, veganların verdiği mücadelenin bir sonucu olamaz.

Çin’de artık ürünleri test ederken hayvanların denek olarak kullanılması zorunluğunun kalktığı haberleri dolaşmaya başladı ve bu pek çok hayvan özgürlüğü aktivisti ve vegan için umut verici bir haber olarak yerini aldı. Umut verici dediğimiz olay, hâlâ insanların “gereksizce” hayvan kullanması sebebiyle 65 milyar kara hayvanının ve daha da fazla deniz hayvanının katledildiği dünya üzerinde veganlığın yayılması -ki bu hayvan kullanımının bitmesine zemin hazırlayacak en birincil yol- değil de hayvan deneylerinin zorunluluktan çıkarılması mı? “Refahçı uygulamalar, hayvanları insanlardan daha düşük bir etik seviyeye koyar.” (3) Refahçı hareket insanların hayvan kullanımını belirli sebepler çerçevesinde meşru gösterip hayvanlara insani şekilde davranmayı bir çıkar meselesi hali olarak sunarken hayvanlara “gereksiz” acı çektirme üzerinden bir politika yürütmez. İşte bu sebeple devlet erkanlarınca yasalaştırılan yasaklar, hayvanların daha az acı çekeceği sanrısını yaymaktan başka bir şey değildir. Bu nedenle, Çin’de hayvan deneylerinin zorunluluktan çıkması biz veganları mutlu etmemeli.

Nature World News’in haberine göre4, bu yasaklama şampuan, makyaj, parfüm, saç, tırnak, cilt bakım ürünleri gibi “bazı” ürünler için geçerliyken ithal ürünler ve saç boyası ve güneş kremi gibi kişisel bakım ürünleri için geçerli değil. Bu keyfi ve konuya bütünsel olarak bakmayan uygulamalar, hayvanların kullanımını sonlandırmaya yönelik olmadığı gibi hayvan kullanımı konusunda insanların içini rahatlatıp tamamen kurumsal hedefler belirleyerek insanların bu konudaki sorumluluğunu bertaraf ediyor. Bu sebeple insanlar toplumsal dönüşümün kendileriyle başlayacağını reddederek imza kampanyalarını desteklemeyi ve bu tür haberlere sevinip hedefi çok uzaklarda aramayı bir vicdan temizlemesi haline getiriyorlar. Tıpkı sokak hayvanlarına ve evcil hayvanlara işkence eden insanların tek hedef haline gelip onların para cezasına çarptırılıp hapse atılmasının yegâne çözüm olarak görülmesi gibi. Maalesef gerçek şu ki, tüm hayvan kullanımı ve kırımını teşvik eden hayvanların mal ve kaynak olduğu düşüncesi sona ermediği taktirde sokak hayvanları ve evcil hayvanlar öldürülmeye ve işkence görmeye devam edecek, devlet, hayvanlarla ilgili keyfi uygulamalar gerçekleştirecek. Biz kendi yaşantımızda hayvan kullanımını ve tüketmeyi sürdürdükçe hayvanların çıkarı için hiçbir şey yapılmış olmayacak, biz veganlar da veganlığı yaymak yerine bu uygulamaları kutlar hale gelirsek hayvan haklarını değil kendi üstünlüğümüzü koruyarak hayvanların refahı için bir kaç kelam etmekten başka bir şey yapmamış olacağız.

Hayvan kullanımını ve tüketimini engellemenin tek yolu vegan olmak ve veganlığı yaygınlaştırmaktır. Vegan olmak kolay, düzenli beslendiğiniz müddetçe sağlıklı, basit, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir yaşam şeklidir. Hayvan çıkarı için mücadele vermenin etik başka hiçbir yolu yoktur. Siz de vegan olun ve gelin bizimle birlikte ya da kendi yaratıcı ve şiddetsiz yöntemlerinizle veganlık anlatın. Şiddetsiz bir hayvan hakları mücadelesini birlikte örelim.

(1) Hayvan Haklarına Giriş: Çocuğunuz mu, Köpeğiniz mi? İletişim Yayınları, 2008.

(2) “Neredeyse insan olan 7 hayvan” listesi: http://www.onlinepsychologydegree.net/2012/08/19/7-animals-who-are-almost-human/

(3) Francione, Gary, The Animal Rights Debate: Abolition or Regulation, New York: Colombia University Press, 2010.

(4) Natural World News Dergisi’nin haberi: http://www.natureworldnews.com/articles/7873/20140702/china-ends-animal-testing-on-some-ordinary-cosmetics.htm


Yorumlar

Bir yanıt yazın

Abolisyonist Vegan Hareket sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin