Türkiye Vegan ve Vejetaryenler Derneği, 1 Kasım Dünya *Vegan* Günü vesilesiyle yolladığı bildiride şöyle bir ifade kullanmış:
>>…vejetaryen ve vegan yaşam felsefesinde temel isteğimiz, insanın kendi beslenmesi ve eğlencesi dahil olmak üzere, hayvanların her türlü sömürü amaçlı üretimi, yetiştirilmesi ve öldürülmesine HAYIR demektir<<
TVD, ‘vejetaryen ve vegan’ yaşam felsefesinin(!) insanın kendi beslenmesi ve eğlencesi dahil olmak üzere hayvanları üretmesi, yetiştirmesi ve öldürmesine hayır dediğini ifade ediyor. Başka bir deyişle hayvanların etini tüketmediğiniz müddetçe diğer hayvansal ürünleri kullanmaya devam ederek veya etmeyerek (ikisi aynı görülüyor) hayvan sömürüsüne karşı çıkabilirsiniz. Oysa 1 Kasım tam da Donald Watson’ın bu anlayışı redderek vejetaryenliğin bir hayvan kullanımı olduğu ve diğer hayvan kullanımlarının hayvansal etten hiçbir farkı olmadığını ilan ettiği ve Vegan Society’i kurduğu günün yıldönümü. TVD, sanki veganlık kavramı 1944 yılında tam da vejetaryenlik etik bir konum teşkil etmediği için ortaya atılmamış gibi davranarak 1 Kasım gününün anlamını hiçe sayıyor ve hareketi 1944 yılından önceki konumuna çekmeye çalışıyor. Vejetaryenlik ve veganlık birbirine denk değildir. Aksine, vejetaryenlik bir hayvan kullanımıdır ve veganlar hayvan kullanımına karşı çıkarlar.
Refah hareketinin gölgesinde geldiğimiz noktada, vegan olmanın etik gerekliliğine inanmayan bir takım siyasi oluşumlar, türcülüğe karşı olduklarını ilan etmeye başladılar. Kendilerine veganlığın anlatıldığı birkaç saatlik bir söyleşide dahi yiyeceklerin tamamen vegan olmasına uyarılara rağmen özen göstermeyerek bu karşı çıkışlarının aslında politik doğruculuk gütmekten öteye gitmediğini kanıtladılar. Buradaki tutarsızlığı ilk bakışta görebiliyoruz. Oysa kendisini hayvan hareketinin içinde doğrudan konumlandırma çabasındaki TVD’nin, hayatında hayvan sömürüsü ürünleri barındıran insanları üye yaparak onları bizzat kullandıkları hayvanları savunuyor olma konumuna getirmesi, üstelik bu hayvan kullanımı içeren yaşam biçimlerini hayvan kullanımına karşı birer ‘felsefe’ olarak öne sürdüği bildiriler yayınlaması en az eşdeğer tutarsızlıkta. Dolayısıyla, vejetaryenliği etik bir konum kabul etmesine rağmen hayvan kullanımıyla mücadele iddiasını ortaya koyan bir dernek, veganlığın gerekliliğine inanmamasına rağmen programına türcülük karşıtlığını ekleyen bir siyasi oluşumdan farklı değildir.
Bu vesileyle, üniversitelerde ve diğer her yerde hayvan kullanımına karşı durma amacıyla kurulan ve adında ‘vegan ve vejetaryen’ geçen oluşumlara sesleniyoruz: Veganlık ve vejetaryenlik, hayvan kullanımına karşı duran bir oluşumun ‘ve’ bağlacıyla bir araya getirebileceği iki konum değildir. Çünkü veganlık etik bir konumdur, vejetaryenlik ise içerdiği hayvan kullanımı sebebiyle etik bir konum değildir. Daha fazla kişiyi hayvan hareketine dahil etmek gibi iyi niyetli bir amaç güdüyor olabilirsiniz; fakat şunu görmekte fayda var, az kişiyle doğru temellenmiş bir hayvan hareketi hayvanların ne kadar yararınaysa, çok kişiyle yanlış örgütlenmiş bir hayvan hareketi de hayvanların en az bir o kadar zararınadır. Ezilen grubun ezilmesine dair hiçbir mücadele o grubu ezmeye devam edenleri içermez. Hayvanlar için durumun farklı olduğunu düşünüyorsanız, hayvan hareketini ne kadar ciddiye aldığınızı samimiyetle gözden geçirmeniz gerekir. Sizden veganlıktan daha azını savunmamanızı ve adınızdan en ufak eyleminize kadar hiçbir noktada bu etik konumdan taviz vermemenizi bekliyoruz.

Bir Cevap Yazın