Yaratıcı, Şiddetsiz Veganlık Anlatımı – Kolay ve Etkili

Geçtiğimiz günlerde çeşitli yaratıcı, şiddetsiz veganlık anlatımları üzerine birkaç yazı yolladım. İnsanların yapabildiği şeylerin çeşitliliğini gözlemlemek ilgimi çekiyor. Bu yüzden Facebook’a insanlardan şiddetsiz, yaratıcı vegan/abolisyonist anlatıma dair yaptıklarını anlatmalarını istediğim bir ileti yolladım. Bir gün içinde onlarca nefis cevap aldım.

İşte birkaçı:

  • Birçok kişi insanlara Facebook ve diğer sosyal ağ sitelerinin yanısıra web siteleri, bloglar ve videolarla anlatmakta büyük başarı elde ettiğini belirtti.

Yorum: Sosyal ağ siteleri, web siteleri, bloglar ve video malzemeleri paha biçilmez. Geçmişte Vegan Freak podcastleri ve forumların kayda değer çabaları ve olağanüstü başarıları, bunun yanında interneti etkin biçimde kullanan diğer savunucuların çabaları hakkında yazmıştım. Artık abolisyonist yaklaşıma odaklanmış birçok nefis blog ve site var. İnternet çıkana kadar tamamı refahçı geniş hayvan savunucusu gruplar gazete ve dergilere neyin gireceğine ve konferanslarına kimlerin geleceğine karar vermek suretiyle iletişimi kontrollerinde tutuyorlardı. Refahçı yaklaşıma karşı çıkanların birbirini bulup iletişime geçmesinin hiçbir pratik ve masrafsız yolu yoktu. İnternet bunu değiştirdi. Alternatif topluluklar oluştukça geniş gruplar hızla konu dışı hale geliyor. Dahası, Skype gibi mekanizmalar ve diğer araçlar küçük bir ücretle ya da ücretsiz olarak sesli/görüntülü iletişim kurmamıza imkân tanıyorlar. Geçen hafta İrlanda Dublin’de Skype üzerinden ders anlattım –evimdeki ofisimden!

  • Kayda değer sayıda insan “yemek aktivizmi” olarak adlandırdığım şeyi yapıyor –ailelerini, arkadaşlarını ve çevrelerinden insanları vegan yemekleri denemek üzere davet edip vegan yemeklerin sıkıcı, zevksiz, tatsız, yetersiz vs. olduğu mitlerini yıkıyorlar. İnsanlar bunu çeşitli bağlamlarda yapıyorlar: Bazıları evlerinde vegan yemek partileri veriyor; bazıları doğum günü partilerini vegan restoranlarda düzenliyor ya da diğerleriyle yemeğe çıkarken vegan restorana gitmekte ısrar ediyor; bazıları yerel topluluk etkinliklerine yiyecek örnekleri tedarik ediyor ya da işyerine diğerleriyle paylaşmak üzere vegan yiyecekler götürüyor. Birçok kişi yemekleri kitaplarla ya da diğer bilgi kaynaklarıyla (Abolisyonist Yaklaşım videoları ya da el broşürleriyle) tamamlıyor, böylece sadece mideye değil kafaya da (ve umuyorum ki kalbe de) ulaşıyorlar.

Yorum: “Yemek aktivizmi” son derece önemli. Yemenin sadece hayatta kalmak için yaptığımız bir şey olmadığı bir dünyada yaşıyoruz; yemek birçok karmaşık seviyede semboliktir. Bu seviyelerden biri sözde “üstünlüğümüzü” anmamızı içerir. Günde üç kez (ya da daha fazla), ölüm ve acı sonucu oluştuğunu bildiğimiz hayvan eti ve hayvansal ürünleri yiyerek gücümüzü ve hiyerarşi anlayışımızı anarız. Bir bakıma, çoğumuz için yemek karanlık bir doğanın ruhani bir eylemidir –bir şiddet kutsama ayinidir. Yeme eylemini şiddet konseptinden ayrıştırabilirsek dünyayı değiştirebiliriz. Yemek aktivizmi şarttır.

  • Savunuculardan biri, dünyanın her yerinden insanların veganlık, hayvan köleliği, sağlık, barışçıl bir dünya, ahimsa ve daha fazlası hakkında konuşmaya ve öğrenmeye geldiği bir Dünya Barışı Yoga Konferansı düzenlemek üzere birileriyle çalıştığını bildirdi.

Yorum: Katılınabilecek bol miktarda “hayvan konferansı” olmakla birlikte (gerçekten de bu konferanslara gitmek tam zamanlı bir iş olabilir), çok azı şiddetsizlik ve veganlıkla bağlantılı açık ve dolaysız bir mesaj verilmesini teşvik ediyor.

  • Müzisyen bir savunucu çıkacak albümünün kapak yazılarında veganlıktan bahsedecek; sanatçı olan bir başka savunucu bir ay boyunca vegan olacağının teminatını veren bir vegan olmayan kişiye bir yapıtını öneriyor (ve vegan olmak derken katılımcının insan olmayan hayvanları hiçbir şekilde yememesi, giymemesi veya kullanmamasını, hayvanat bahçelerine gitmemesini vs. kastediyor); bir başka savunucu kendisi ve partnerinin bir kamusal alanda küçük bir kafeste üç gün boyunca oturup yumurtanın neden acılara sebep olduğunu anlatan kaynaklar dağıttığını ve insanları vegan olmak konusunda cesaretlendirdiklerini bildirdi.

Yorum: Sanat, cinsiyetçi olmayan şiddetsiz sokak tiyatrosu da dahil, önemlidir çünkü kültürümüzün büyük bir kısmı sanat yoluyla aktarılır. Sanatçıların vegan/abolisyonist mesajı iletmek için kendi aktarım biçimlerini kullanmalarını hafife almamak gerekir.

  • Bir savunucu süpermarket zincirlerinin ücretsiz hatlarını arayıp marketlere tofu getirilmesini talep eden bir insan ağı geliştiriyor olduğunu belirtti. Aynı savunucu ne zaman bir mağazaya gitse vegan ürünler talep ettiğini, o mağazada hiç yoksa bile bunu yaptığını söyledi. Mağaza sahiplerinin henüz karşılamadıkları bir talebin varlığından haberdar olmalarını istiyor.

Yorum: Müthiş bir fikir. Mağazalara vegan ürün getirmediklerini ve bu ürünlere talep olduğunu bildirmemiz gerekiyor. Sadece vegan ürünler satan yerel bir dükkan varsa o dükkanın müşterisi olmalıyız (vegan restoranların müşterisi olduğumuz gibi). Fakat birçok kişinin yakınında bu tip dükkanlar yok ve büyük zincirleri vegan talep konusunda bilgilendirmek her halükarda yapılabilecek çok iyi birşey.

  • Çeşitli savunucular yazılı kaynak üretip yayan, yemek büfesi işleten vs. yerel ve bağımsız vegan/abolisyonist grupları olduğunu bildirdi. Bazı savunucuların resmi bir kuruluşu yok fakat masa açıyorlar ve veganlık hakkında yazılı kaynak dağıtıyorlar.

Yorum: “Hayvan hareketi” şu anki varlık biçimi itibarıyla büyük oranda aktivizmi kendilerine yazılan çeklere indirgemiş zengin refahçı derneklerin oligarşisi halinde. Öncelikle ve en önemlisi liderliği önce kendilerinde görüp sonra herkesin lider olabilmesi için destek ve bilgilendirme sağlayan savunuculara ihtiyacımız var. Eğer birgün örneklemi şiddet ve sömürüden uzak bir noktaya doğru değiştireceksek, herbirimizin ve hepimizin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini farkettirecek insanlara ihtiyacımız var. Masa açan veya yazılı kaynak dağıtan ya da yemek dağıtan yerel bağımsız örgütlenmeler ve bağımsız savunucular bu anlamda çok yardımcı olabilir.

  • Bir savunucu araba plakasında “VEGANANNE” yazdığını söyledi.

Yorum: Bu tip şeyler tahmin edebileceğinizden çok daha fazla tartışmayı tetikleme yetisine sahiptir. Savunucu arabasını her kullandığında “hey, plakaya bak” diyen insanlar olur ve kaydadeğer sayıdaki durumda tartışmalar insanların şöyle şeyler söylemesiyle başlar, “hey, plakaya bak –biliyor musun, et yerken kendimi hep bir tuhaf hissederim” ya da “süt ineklerine ne yaptıklarını biliyor musun?”

  • Çok sayıda savunucu ulaşabildikleri kim varsa herkesle –aile, arkadaşlar, okullarındaki diğer öğrenciler, mağazada rastladıkları tamamen yabancı insanlar– veganlık ve hayvan sömürüsü hakkında sadece konuştuklarını bildirdi; tartışmanın konusu içinden insanlarla bağlantı kurmaya çalışıyorlar.

Yorum: Birçok yönden bu en zor savunuculuk biçimi. Çoğumuz zaten ötekileştirilmiş hissediyoruz; bir çoğumuz utangaç ve bu ötekileştirme yabancılarla konuşurken hissettiğimiz rahatsızlığı daha da kötü bir hale getiriyor –etik veganlığa bağlılığımızın bize özgü olduğunu düşünen arkadaşlarımız ya da ailemizleyken dahi bu böyle. Fakat savunuculuğun bu biçimi çok önemli –en az muhtemel zorluğu kadar. Üç şeyi göz önünde bulundurmanızı istiyorum. Birincisi, ötekileştirilmiş hissettiğinize şükredin. Neticede bunun alternatifi tamamen bir delilik ve amansız şiddet dünyasında rahat hissetmek. Yabancılaşma hissinizi kucaklayın; bu sizin zihinsel ve ruhsal sağlığınızın bir göstergesi! İkincisi, ne kadar rahatsız hissederseniz hissedin, hayvanlara verdiğimiz acıyı düşünün (savunmasız insanlara da öyle). Herhangi bir anda ne kadar rahatsız olursak olalım, yapabilseler bizimle yer değiştirmek isteyecek milyarlarca canlı var. Tüm bunları böyle bir bakış açısına yerleştirin. Üçüncüsü, kemikleşmiş argümanlar konusunda kendinden emin hissetmeyenleriniz için –bu web sitesinin öncelikli hedefi budur. Size diğerlerini bilgilendirmeniz için gereken araçları sağlıyoruz. Abolisyonist Yaklaşım broşürümüz mevcut (12 dilde); Hayvan Hakları Teorisi ve Hak-Refah karşılaştırması gibi video sunumlarımız var; SSS bölümümüz var; ve herhangi bir durumu nasıl yönlendireceğinizi bilmeniz adına gerekenleri öğrenmenize yardım etmeyi amaçlayan yazılarımız var (şu anda 100’den fazla).

Bir çeşit savunuculuk var ki Facebook gönderilerinde bahsedilmedi fakat bana özel mesajla gönderildi. Biri yazılı olarak şunu sordu:

“Kişisel olarak olarak hayvanların bakımını üstlenmek abolisyonist bir eylem midir?”

Cevabım: Kesinlikle! Abolisyonist konum gereği evcilleşmiş insan harici hayvanların dünyaya gelmeye devam etmesini engelleriz. Fakat şu an çevremizde olanlara ne olacak? Burada olmalarının sebebi bencilliğimiz ve görmezliğimiz olduğuna göre, onlara karşı bir yükümlülüğümüz yok mu? Bence bunun cevabı çok açık. Bu yüzden The Animal Spirit/Homeless Animal Lifeline gibi TNR (trap, neuter, return – yakala, kısırlaştır, bırak) gruplarını ve hayvan öldürmeyen barınakları destekliyorum. Bu yüzden bizimle yaşayan dört kurtarılmış köpek var (ve bazen yediye kadar çıkıyor). Bu insan harici hayvanlar uyum sağlayamadıkları bir dünyanın mültecileri ve bizim yüzümüzden kendilerine bakamayacak durumdalar. Dolayısıyla evet, kişisel olarak hayvanlara bakmak sadece abolisyonist hayvan hakları konumunun bir içeriği değildir, görüldüğü üzere onu bütünleyen bir kısmıdır.

Özetle, bunlar benim bir günde aldığım cevaplar. “Mutlu” et/hayvansal ürün hareketinden sorumlu olan ve toplumu hayvansal ürün tüketimi konusunda daha iyi hissettiren büyük organizasyonlar ve milyonlarca dolarlık bütçeleri olmadan da ne kadar çok şey yapılıyor olduğunu düşünün.

Umursamaları ve yaratıcılıkları dışında çok az kaynakla dünyayı şiddetsiz biçimde değiştirmek isteyen ve bunu yapmakta olan vegan/abolisyonist savunuculardan oluşan bir ağın meydana geliyor olduğu açık. Sadece bu yazıda bahsedilen insanların kaç kişiyi etkilediğini düşündüğümde, tüm “hayvan insanları” aynı şiddetsiz vegan sesle seslense ne olacağını açıkça görüyorum; hem kısa vadede hayvanların acılarına dair son derece coşkulu bir etkimiz olur, hem de şiddeti –ki bu yediklerimiz, giydiklerimiz ve vücudumuzda kullandıklarımızla başlayan şiddeti içerir– bütün olarak reddeden yeni bir barış hareketi inşa ederiz.

Gary L. Francione, 2009

(Çeviri: Gülce Özen Gürkan)

Kaynak: http://www.abolitionistapproach.com/creative-non-violent-vegan-education-easy-and-effective/#.UvsVMCgow_C


Yorumlar

Bir Cevap Yazın

Abolisyonist Vegan Hareket sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin