
Çoğu hayvan savunucusu, tek konulu kampanyaların hayvan haklarını başarıya ulaştırmakta önemli “adımları” temsil ettiğini düşünür.
Bu doğru değildir; aslında tam tersi doğrudur.
Tek konulu kampanyalar, sömürünün bazı biçimlerinin–örneğin hayvanların kürk ya da kaz ciğeri üretimi için kullanılmasının–diğer sömürü biçimlerinden–örneğin yün ve deri giymek ya da kaz ciğeri dışındaki hayvansal ürünleri yemek–daha kötü olduğu fikrini desteklemekten kaçamaz.
Bunun neden böyle olduğunu anlıyorum. Bir hayvan derneği böyle bir kampanya başlattığında, bağışçı tabanını mümkün olduğunca geniş tutmak ister. Bu derneklerin arzusu, yün ve deri giyenlerin bağış yapmasıdır; yün ve deri giyenler, kürk giyenlerle aynı kefeye konulurlarsa bağış yapmazlar. Derneklerin arzusu, inek/domuz/tavuk/balık yiyenlerin bağış yapmasıdır; bu kişiler, kaz ciğeri yiyenlerle aynı kefeye konurlarsa bağış yapmazlar.
Ancak, kürkle yün ve deri arasında, ya da kaz ciğeriyle biftek veya diğer et, süt ve yumurta ürünleri arasında ahlâken tutarlı bir fark yoktur.
Tek konulu kampanyalar büyük derneklerle ilişkisi olmayan yerel aktivistler tarafından yapıldığında bile, aynı şeyler söz konusudur. Bir arkadaşım atlı faytonlara karşı stant açan (birçok şehirde süregelen ve etkisi çok düşük bir kampanya) iki bağımsız aktiviste yaklaşmış, et ve süt ürünleri yenmeli mi yenmemeli mi diye sormuş. Biri, “Ben yemiyorum ama bu protesto sadece atlarla ilgili. At kullanımının yanlış olduğunda anlaşabiliriz, değil mi?”, demiş. Diğeri ise, “Ben vegan değilim ama yine de atların böyle kullanılmasının barbarlık olduğunu düşünüyorum”, demiş.
Sorunu anladınız mı? Dedikleri aslında naveganlığın faytona binmekten ahlâken daha iyi olduğuna, en azından tam olarak daha kötü olmadığına çıkıyor.
Tek konulu kampanyalarla ilgili sorun tam da bu: Sömürünün bazı biçimlerinin diğerlerinden ahlaken daha iyi olduğu mesajı veriyor, dolayısıyla da “hayvan hakları” adı altında sömürünün devam etmesini (yün giymeyi; kaz ciğeri dışındaki hayvansalları yemeyi vs.) destekliyorlar. Mantıksız bir şey bu.
Tek konulu kampanyalar, güya daha “insani” sömürü için yapılan kampanyalar gibiler. Hayvan sömürüsünün ahlaken daha iyi hâle getirilebileceği ve mesela kafessiz yumurta yemenin ahlaken kabul edilebileceği ama geleneksel üretimin edilemeyeceği fikrini kalıcı hâle getiriyorlar.
Üstelik, birçok tek konulu kampanya ırkçı, cinsiyetçi ya da etnosentrik. Örneğin, kürk karşıtı kampanyalar tarih boyunca son derece cinsiyetçi olagelmiştir. Köpek yemeye karşı kampanyalar ise Asyalı-karşıtı düşünceyi destekler.
Hayvan sömürüsünün bitmesiyle sonuçlanacak sadece tek bir kampanya var: Koşulsuz, tavizsiz ve net bir biçimde, hayvanların ahlâken değeri varsa veganlığın ahlâki yükümlülük olduğu fikrini savunan kampanya.
Gary L. Francione
Çeviri: Gülce Özen Gürkan
Kaynak: https://www.facebook.com/100044505336684/posts/416017623225079/

Bir Cevap Yazın