“İzmir, Neden Vegan?” Etkinliğinin Ardından

image

İstanbul’da yaşayan ve Hayvan Haklarına Abolisyonist Yaklaşım’ı benimseyen birkaç vegan olarak İzmir’de vegan ve vegan olmayan insanlarla bir araya gelmek için iki ayrı gün etkinlik düzenledik. Pazar günü olan buluşma vegan aktivizm üzerine iken pazartesi günü veganlık anlatımı üzerine bir buluşma gerçekleştirdik. Katılımcıları bu şekilde ayırmamız buluşmaların verimli ve amacına yönelik gerçekleşmesini sağladı. Bu yazıda ise vegan olmayan kişilerle olan buluşmamızdan, ‘Neden Vegan?’ etkinliğinden bahsetmek istiyorum.

Her ne kadar şanssız bir günde ve saatte toplanmış olsak da -Sabahtan beri durmayan yağmur, su kesintisi ve trafik- katılım epey yüksekti. Buluşmayı biraz geç başlatarak gelecek insanları beklemiş ve gelenlerle birebir sohbet etme imkanı yakalamış olduk.

İlk olarak hayvanlara gereksiz yere acı çektirmenin yanlış olduğu sezgisinden yola çıkarak bu konuda bir ortaklık yakaladık, herkes hayvanlara “gereksiz yere” acı çektirilmesini yanlış buluyordu. Bu noktada, hayvan kullanımlarının “gerekli” olup olmadığını, aslında beslenmeden sağlığa hayvanları kullanmadan gayet iyi ve sağlıklı yaşamlar sürebildiğimizi ve dolayısıyla tüm hayvan kullanımlarımızın keyfi olduğunu dile getirdik. Geriye sadece damak tadı, kültürel alışkanlıklar gibi hak ihlalinde bulunmak için meşru sayılamayacak sebepler kalıyordu.

Katılan kişiler hayvan kullanımlarını gerekçelendirmek için birtakım nedenlere sahip olsa da hayvan kullanımının neden yanlış olduğunu ve vegan olmanın ahlaki yükümlülüğümüz olduğunu anlattıkça bu nedenlerin aslında sadece bahane olduğunu anlamaya ve vegan olmak için tek engelin konfor alanlarımızdan vazgeçmiyor oluşumuz olduğuna hak vermeye başladılar. Etiket okumadan, kimi yediğimize giydiğimize dikkat etmemeden yaşamak “kolay” gelse de ahlaken yanlış olan edimleri kolay ya da zor olarak nitelendiremeyeceğimizi konuştuk, örneğin kadın cinayetlerine karşı çıkarken asla bu cinayetlerde bulunmamanın zor olduğunu iddia etmediğimizi düşündük, ama mesele hayvanlar olduğunda adil olmayı neden zorluk ya da kolaylık diye nitelendirdiğimizi tartıştık.

Etkinliğin bütününde veganlığın hayvanlarla ilgili olduğunu, konunun ekoloji ya da hayvanların dışında başka kaygılarının olmadığını vurguladık ve veganlığın bir tercih değil temel ahlaki yükümlülüklerimizden biri olduğunu dile getirdik; herkesin bu konuda düşünceleri netleşti diye düşünüyorum. Vegan olmanın elbette ki çevreye, sağlığımıza olumlu getirileri olsa da temel prensibimiz hayvanlara karşı adil bir yaşam benimsemek olmalı.

Hayvan haklarının veganlık olduğunu söylerken, hayvan haklarının ne olduğundan söz ettik. Hayvan hakları tarihine değinerek günümüze dek hayvan hakları savunusunun geçirdiği aşamalardan bahsettik ve bu katılımcıların meseleyi bütünsel olarak kavramasını ve neden hayvan haklarının pratikteki karşılığının veganlık olduğunu anlamalarını sağladı.
Böylece katılımcılar hiç sorgulamadan kabul ettiğimiz bazı fikirlerin hayvan köleliğinin sona bulmasını değil de koşulların iyileştirilmesini hedefleyen görüşler olduğunun farkına vardı.

Örneğin, vejetaryenlik önermek ya da veganlığın bir “yolculuk” olduğu düşüncesi gibi sorgulamadığımız edimlerin hayvanlar açısından ne anlama geldigini konuştuk. Eğer hayvanları önemsiyorsak hayvanların kullanım biçimleri arasında bir fark göremeyeceğimizi ve vegan olmamızın gerektiğini, aksi halde tüm durumların hayvan kullanımına neden olacağını konuştuk. Bizim vazgeçilmek addettiğimiz hayvan kullanımlarını birileri teniyle, etiyle, tüm hayatıyla ve aynı şekilde ailesinin hayatıyla ödüyorsa aşamalardan, alışmalardan, tavizlerden söz edemeyiz.

Hayvan kullanımının her biçiminin yanlış olduğunu konuşurken bizzat hayvan kullanımının kendisine odaklanmak gerektiğini anlattık. Kapitalizmin ya da başka bir sistemin hedef gösterilmesinden ziyade, asıl olarak hayvanların köle olarak kullanmasının yanlış olduğu üzerine tartıştık. Zira hayvanlar şimdiye dek her yaşam biçiminde mal ve kaynak olarak görüldü ve bunun sebebi kapitalizm değil hayvanların bu köle statüsüdür. Kapitalizm öncesi ve sonrası da hayvanlar aynı şekilde görülmeye ve kullanılmaya devam edecektir, biz vegan olmadığımız ve veganlığı yaygınlaştırmadığımız sürece.

Veganlığı hak ekseninden dinlememiş kişiler için sunumlar ve konuşmalar etkili oldu diye düşünüyorum. Beslenme biçimi, ekolojik duyarlılık ya da kapitalizm karşıtlığı üzerinden değil hayvan haklarının pratik karşıtlığı olarak veganlığı ciddiye almalarını ve vegan olmanın ahlaki yükümlülüklerimizden biri olduğunu görmelerini sağladı. Birçok kişi vegan olma kararı aldı, birçok kişi -etkinliğe katılan birkaç vegan da dahil- veganlığı hiç hayvan hakları ekseninden dinlememiş olduklarını ve bu konuda okuma yapmaya ihtiyaçlarını olduğunu dile getirdi.

Hemen şimdi vegan olmamamız için geçerli hiçbir sebep yok, hayvanların haklarını iade etmeyi aşamalara ya da zamana bırakamayız. Vegan olmak kişisel “yolculuğumuz” içindeki duraklardan biri değil hayvanlara karşı ahlaki yükümlülüklerimizden biri. Nasıl ki insanlara yönelik bir ayrımcılık biçiminden vazgeçmeyi zamana, aşamaya, sonu belirsiz bir yolculuğa bırakmıyorsak şiddetten faydalanan bir diğer hak ihlaline son vermeyi de zamana bırakamayız.

Hemen bugün uygulayıcısı olduğumuz bu şiddette son vermeli, hayvanlara karşı adil bir yaşamı benimsemeli yani vegan olmalıyız.

Eğer henüz vegan değilseniz www.veganoluyorum.com sitesi size rehberlik edecektir.

Eğer vegansanız hayvan hakları üzerine okumalar yaparak kendinizi geliştirebilir ve şiddetsiz, yaratıcı vegan aktivizm alanları yaratabilirsiniz.

Dünya vegan, eğer istersen!


Yorumlar

Bir Cevap Yazın

Abolisyonist Vegan Hareket sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin