
Bugün de bundan önceki diğer tüm günler gibi hayvanlar bedenleri, beden sıvıları, tüyleri, derileri için sömürülüyor, eğlence ve deney malzemesi haline getiriliyor ve bizim bütün bunlara karşı verebilecek toptan bir cevabımız var: Vegan olun! Çünkü ancak veganlığı tutarlı ve tavizsiz bir biçimde savunduğumuzda, hayvan kullanımlarının tamamının yanlış olduğunu, hiçbirinin kabul edilebilir olmadığını anlatmaya odaklandığımızda bu korkunç sömürü ve köleliğe son verebiliriz.
Oysa bugün hayvan hareketinin bir kısmı veganlığı tutarlı ve tavizsiz bir şekilde savunmak yerine bazı hayvan kullanımı biçimlerine, örneğin faytonlara, örneğin kürke, örneğin “endüstriyel hayvancılığa” odaklanmamız gerektiğini anlatıyor, hayvan kullanımlarını birbirinden ayıran ve bunların temelindeki ortak problemi görünmez kılan eylemlere çağrı yapıyor, insanlara “doğal tavukları yemelerini” önermenin bir adım olduğunu öne sürüyor ve başlangıç olarak Pazartesileri et yememenin savunulabileceğini söylüyor.
Bugün mutlu sömürüyü ve türcülüğü, “Etsiz Pazartesi"yi ve tek konulu kampanyaları benimsemiş bir hayvan hareketi var. Bu böyle sürdüğü müddetçe toplumun hayvan kullanımını normal görmeye, karşı çıkılanın ise hayvan kullanımlarının "uygunsuz” bazı biçimleri olduğunu düşünmeye devam etmesi kaçınılmaz.
Tüm hayvan kullanımlarının yanlış olduğunun farkında olan biz veganlar geleceğin nasıl olacağının belirleyicisi olacağız. Eğer bu refahçı ve yeni refahçı akıntıya kapılır ve daha büyük bir kalabalıkla slogan atmak adına türcülüğe göz yumarsak her şey daha da kötüye gidecek. Eğer bu akıntıya karşı durur, refahçılığı ve tek konulu kampanyaları reddeder ve veganlığı savunursak vegan bir dünyayı, yani hayvanların kişi statüsünün tanındığı bir toplumu inşa edeceğiz. Bunun kestirme bir yolu yok, bunun ortası yok.
Bu hepimizin üstüne düşen tarihi bir sorumluluk ve şimdi karar vakti: Bu sorumluluğu üstlenip tutarlı ve tavizsiz veganlar olacak mıyız? Veganlığı savunmayı hayatımızın bir parçası haline getirecek miyiz? Kendimizi veganlıkla ilgili argümanlar ve hayvan hakları kuramı konusunda bilgilendirecek ve ardından okulumuzda, mahallemizde, mümkün olan her yerde veganlığı anlatacak yaratıcı ve tutarlı faaliyetler gerçekleştirecek miyiz? Ve birileri bizi refahçı ve tutarsız faaliyetlere, örneğin bir hayvan kullanımını ön plana çıkaran ve diğerlerini sürdürenlerle koalisyonlar kuran eylemlere davet ettiğinde bu daveti kabul etmenin türcülük olacağını fark edecek miyiz? Bu türcülüğün bir parçası olmak yerine, bizi davet eden kişiye vegan olması gerektiğini ve eğer vegansa da türcülükten kurtulup veganlığı tutarlı bir biçimde savunması gerektiğini anlatacak mıyız? Etsiz Pazartesi uyguladığını söyleyen arkadaşımıza “Çok iyi!” demek yerine, “bak, hayvan bedenlerini yemekle onları başka şekillerde kullanmak arasında fark yok, vegan olmalısın” diyecek miyiz? Kahramanlık ve örgüt hayranlıklarını bir kenara bırakıp toplumdaki bir kişi olarak etkimizi fark edip sorumluluğu kendi üzerimize alabilecek miyiz?
İşte geleceği belirleyen bunlara vereceğimiz cevaplar olacak. Üstümüze düşeni yapma cesaretini ve dirayetini gösterdiğimizde değişimin bir parçası olacağız, ancak eğer üstümüze düşenleri yapmakta başarısız olursak, akıntıya kapılıp ABD ve Avrupa’daki benzerlerinde olduğu üzere hayvan hareketinin mutlu(!) sömürü üzerine kurulu, bazı hayvan kullanımlarının diğerlerinden ayrı tutulduğu, diğerlerinin ikincil bir konuma getirildiği bir türcülük hareketi olmasına izin verirsek bundan zarar görecek milyarlarca hayvan var.
–
Elbette eğer henüz vegan değilseniz yani hayvanları kullanmaya devam ediyorsanız, sizin üstünüze düşen ilk ve öncelikli yükümlülük hayvanları kullanmaya son vermek. www.VeganOluyorum.com adresinden yardım alabilir, aklınıza takılanları bize danışabilirsiniz.

Bir yanıt yazın