“Endüstriyel Hayvancılığa” Odaklanmak

image

Büyük grupların çoğu “endüstriyel hayvancılığı” odaklarına alıyorlar. Bu en az üç sebepten çok saçma.

İlk olarak bu gruplar “sömürünün en kötü biçimini” ortadan kaldırmayı amaçladıklarını öne sürüyor. Bu yanlış. Bütün bir sistem tamamıyla “sömürünün en kötü biçimi”dir ve hayvan grupları çoğunlukla ekonomik olarak zarar görebilir bazı uygulamalara odaklanıyorlar (odaklanmaları da bağış kampanyaları vs. yaptıkları anlamına geliyor). Bu gruplar sanki gebelik kafesi gibi uygulamalar ortadan kaldırılırsa ya da tavuklar için kullanılan geleneksel kafeslerin yerini “kafessiz kümesler” alırsa “endüstriyel hayvancılık” ortadan kalkacakmış gibi yapıyorlar. Bu da yanlış. Bunlar olsa da olmasa da domuzlar ve tavuklar eziyet görmeye ve öldürülmeye devam edecek.

İkincisi, bu gruplar “endüstriyel hayvancılık” ile “aile çiftliklerindeki” sömürünün birbirinden farklı olduğu düşüncesini teşvik ediyor. Oysa bütün çiftliklerde çok büyük miktarda acı ve keder söz konusudur. İdeal “aile çiftliği” fikri bir fanteziden ibarettir. Ve hayvanların yaşamları çoğu  zaman aynı kesimhanede son bulur. Her durumda, hepsi katledilir.

Bu grupların hepsi bir çeşit “mutlu sömürü” düzenini teşvik eder ve destekler. Fakat bu düzenlerin tamamında eziyet gören ve öldürülen hayvanlar mevcuttur. Yaptıkları işlerin temelde etkisi tüketicilere “bilinçli omnivorlar” olabilecekleri konusunda teminat vermek ve böylece bir yandan hayvanları yerken ve giyerken bir yandan da hayvan gruplarına maddi destekte bulunarak kendilerini iyi hissetmelerini sağlamaktır.

Üçüncüsü, eğer hayvanlar ahlaki anlamda bir önem taşıyorsa ister “endüstriyel hayvancılıktan” ister “aile çiftliklerinden” gelsinler, isterse de ölü bedenlerinin üzerinde “mutlu sömürü” logoları damgalanmış olsun onları yemememiz, giymememiz, herhangi bir biçimde kullanmamamız gerekir. Sadece damak zevki ve moda anlayışımız için başka hissedebilir varlıklara herhangi bir düzeyde acı çektirmemiz ya da eziyet etmemiz için hiçbir gerekçe olamaz. Bunu anlamak için hayvan hakları teorisini bilmeye bile gerek yok, bunun için hayvanların bir eşya olmadıklarını ve ahlaki anlamda değer taşıdıklarını bilmek yeterli.

Sorun “endüstriyel hayvancılık” değil. Sorun ‘hayvancılığın’, hayvan kullanımlarının tamamı.

“Endüstriyel hayvancılık” kampanyalarının hayvanlarla bir ilgisi yok. Bu kampanyalar büyük hayvan grupları için bağış toplama araçlarından başka bir şey değil. Eğer hayvanları önemsiyorsanız ve onların ahlaki anlamda herhangi bir değere sahip olduklarını düşünüyorsanız vegan olursunuz. Bu kadar basit.

________________

Eğer vegan değilseniz, lütfen vegan olun. Veganlık şiddetsizlik demektir. İlk olarak ve öncelikle, diğer hissedebilir varlıklara karşı şiddetsizlik demektir. Fakat bunun yanında dünyamıza ve kendi bedenimize karşı da şiddetsiz olmamamızı sağlar.

Dünya vegandır, eğer siz isterseniz.

Gary L. Francione
Rutgers Üniversitesi, Profesör

Kaynak: http://www.abolitionistapproach.com/focus-factory-farming/

©2014 Gary L. Francione


Yorumlar

Bir Cevap Yazın

Abolisyonist Vegan Hareket sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin