Bir kez daha korkunç bir biçimde görüyoruz ki, daha fazla kar elde etmek adına gerekli önlemleri almamak ve her yıl belli sayıda işçinin hayatını gözden çıkarmak yöneticiler için sıradan bir uygulama haline gelmiş durumda. Dünyada her 15 saniyede 1 işçinin, tamamı önlenebilir olan “iş kazaları” sebebiyle hayatını kaybettiği ve Türkiye’nin iş cinayetleri istatistiklerinde dünyada 3. sırada olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, Soma’da gerçekleşen olayın bir istisna değil, sistematik biçimde işçilerin yaşamının gözden çıkarıldığı bir katliamın parçası olduğunu anlıyoruz.
Bu durumdan şirketler, şirketlerin yöneticileri ve gerekli önlemleri almayan kişiler kadar, bu şirketleri denetimsiz bırakan, maliyetleri düşürmek adına güvensiz çalışma koşullarını teşvik eden ve bu sistematik katliama göz yuman devlet ve hükümet de sorumludur. Hiç kimsenin, başka kişilerin yaşama hakkını her ne sebeple olsun gözden çıkarıyor olması kabul edilemez. Bu ayrımcılığı ırka, cinsiyete, cinsel yönelime veya türe dayalı yapmak ne kadar kabul edilemez ise sınıfsal ayrımcılığa dayalı olan bu katliam da bir o kadar kabul edilemezdir.
Tüm hissedebilir canlıların acı çekmeme ve yaşama hakkını savunmakta olan bizler, bu sistematik katliamda yaşamlarını yitiren tüm işçilerin yakınlarının acılarını ve tepkilerini paylaşıyor, sorumluların cezalandırılması ve ölümlerin sona ermesi için verilecek olan mücadeleyi kendi mücadelemiz olarak görüyoruz.

Bir Cevap Yazın